Haberin Devamı
Üniversite rektörleri toplanacak, cumhurbaşkanı seçimi konusunu görüşecek ve fikirlerini açıklayacaklar.
İlk anda bu habere bir tepki gelmedi. Ama toplantının ardından birileri çıkıp “onlara ne” gibisinden sözler edecek.
Çünkü demokrasi ruhunu henüz içimize sindirmemiş olduğumuz için konuşma ve fikir söyleme hakkını kendimizle sınırlı tutma eğilimimiz değişmiyor.
Üniversite rektörlerinin cumhurbaşkanı seçimi konusunda fikir belirtmesine kızacak olanlar, bir süre önceki Yunanistan maçı ertesinde teknik direktör Fatih Terim’in bu konuda fikir beyan etmesine kızmamış olacaklar ki, bir şey söyleyen olmadı.
Üniversite sistemi anayasal olarak, atamalar dolayısıyla cumhurbaşkanı ile doğrudan çalışan bir yapıdır. Bu yapının cumhurbaşkanı seçimi konusunda fikir sahibi olması, farklı fikirleri tartışması, bunları açıklaması da son derece doğaldır. Hatta doğal olmanın ötesinde, kamuoyunun oluşması açısından gereklidir.
Milli Futbol Takımı Teknik Direktörü’nün “cumhurbaşkanı kim olsun” sorusuna cevap vermesi, aslında çok yerindedir ve aynı zamanda eğiticidir. Fatih Terim kendisine bu soru yöneltildiğinde “Ben bilmem, zaten ben futbolcuyum, beni ilgilendirmez” deseydi, bir çağdaş vatandaşlık hakkını kullanmamış olurdu.
“Cumhurbaşkanı kim olmalı” sorusunun cevabını her vatandaş düşünmek ve söylemek hakkına sahiptir. Bu hak demokrasinin sağladığı en temel haklardan biridir ve kimse kimseye bu hakkı kullanmasını yasaklayamaz.
Bu hakkın bütün vatandaşların sahip olması gereken bir hak olduğunu kabul etmemiz, görev ve sorumlulukları gereği siyaset dışında kalması gereken kamu kurumları ve kamu görevlilerinin bu haklarını kurumsal kimlikleriyle kullanamayacakları kuralıyla çelişmez.
“Herkesin hakkıdır” denildiği zaman, akıllara gelecek soru bellidir: Türk Silahlı Kuvvetleri’nin ve onun en üst düzey sözcüsü olan Genelkurmay Başkanlığı’nın da böyle bir hakkı var mıdır?
Eğer bu konunun ülkemizin temel güvenlik konularıyla yakından ilişkili olduğunu düşünüyorlarsa, bu konulardaki görüş alışverişinin yapılabilmesi için kurulmuş olan Milli Güvenlik Kurulu’nda farklı görüşler dile getirilebilir.
Demokrasinin güvencesi, en büyük sorumluluğu bu düzeni koruyarak en temel güvenlik gereklerini sağlamakla yükümlü olan kurumların günlük siyasetin üzerinde kalmalarıdır.
Üniversite rektörlerinin cumhurbaşkanı seçimi konusunda söyleyecekleri her kelime büyük önem taşıyor. Ve onlar bu haklarını kullanmakla asıl görevlerine uygun davranıyorlar.
Not: Bir prova mı?
Belçika’nın başkenti Brüksel’den tatsız bir haber geldi. Burada faaliyet gösteren ve PKK yanlısı olarak bilinen bir kültür merkezine bomba atılır, ardından o merkezin üyeleri protesto gösterisi yapar. Ellerinde Öcalan posterleri vardır. Karşıdan bir grup çıkar, onların ellerinde de MHP ve Türk bayrakları vardır. Çatışmayı Belçika polisi durdurur. Bu haber, en kötü senaryolardan birinin provası başladı gibi bir duygu uyandırıyor. Brüksel’in bir mahallesinin seçilmiş olması konunun önemini azaltmıyor. Çünkü böyle kıvılcımlar en hızlı hareket eden türdendir. Ve ilk kıvılcım yürümeye başladığı zaman da kimse durduramaz.

