Ergenekon soruşturmasını yürüten savcı ve yargıçların dün akşam saatlerinde aldıkları tutuklama ve salma kararlarıyla ilgili olarak da çok şey söylenecek.
Her salınma kararını bir “taraf” öne çıkaracak ve soruşturmanın çürüklüğünün kanıtı olarak gösterecek. Her tutuklama kararını da diğer “taraf” öne çıkaracak ve davanın sağlamlığının delili olarak gösterecek.
Şu ana kadar “taraflar” savcılık işini savcıya, yargıçlık görevini yargıca, avukatlık işini de avukatlara bırakmadan büyük bir heyecanla “kendi davaları” nı yürüttüler.
İki “taraf” da bazı şehirlerde kendi kanaatlerini vurguladıkları gösteriler yaptılar.
Bu soruşturmanın son derece sağlıklı yürümesinin ne kadar önemli olduğunu biliyoruz.
Eğer bu dava sağlıklı ve hukukun bütün ilkelerine uygun olarak yürümezse, kendisini laikliğe bağlı hissedenlerle Türkiye’ye demokrasiyi fazla görenler arasındaki fark ortaya çıkmayacak. Eğer bu dava sağlıklı yürümezse, laikliğin önemini vurgulamak için kurulmuş sivil toplum örgütleri ve bu davaya yürekten bağlı olanlarla demokrasiyi askıya almaya hazırlanan örgütlenmeler arasındaki fark da ortaya çıkmayacak.
Bu davaya, bütün günlük heyecanların yarattığı duygusal tepkilerin ötesinde bakması gerekenler, “her şeyin” aydınlanmasını istemesi gerekenler, en başta “laikliğin en sağlam şekilde gerçek demokrasi içinde korunacağı”na inananlar olmalıdır.
Ergenekon davasının en sağlıklı şekilde yürütüleceğine olan inanç kaybolduğu takdirde Türkiye yine gerçek olmayan ayrışma ve bölünmeler üzerine gerginliğini koruyacaktır.
İki emekli orgeneralin “ülkede kargaşa yaratma ve demokrasiyi rafa kaldırtma amaçlı terör örgütü kurmak” iddiasıyla gözaltına alınmış olmasının ciddiyetini hiçbir duygusal tepkinin zedelemesine izin verilmemelidir.
Hükümet sözcülerinin “savcı” edasını çabuk terk etmesi, AKP yanlısı gazetelerin “savaş tonu” ve “senaryo üretimi”ni durdurması şu an için olumlu bir gelişme gibi görülebilir.
Aynı tarzı CHP Genel Başkanı Baykal ve CHP sözcülerinin de benimsemesi, şu andaki gerginliği biraz daha indirebilir ve soruşturmanın kendi mecrası içinde yürümesine katkıda bulunabilir.
Ergenekon, cumhuriyet döneminin en önemli siyasi davalarından biridir ve kendi türünde “ilk”tir.
Bu davaya hiçbir açıdan leke sürülmemesinin en temel koşulu da senaryo üretiminin durması, ayrıntılı bilgiler için iddianamenin beklenmesi ve herkesin savcı, yargıç ve avukatların yakasını bırakmasıdır.

