Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk Cumhurbaşkanı Atatürk’ten sonra gelen 9 cumhurbaşkanının 5’i asker kökenli: İnönü, Gürsel, Sunay, Korutürk ve Evren. Bunlardan üçü askeri müdahale dönemlerinin cumhurbaşkanı.
Arada Celal Bayar var. O sivildi ve askerler tarafından yargılandı, hapse atıldı; ama cumhuriyetin kurucu kuşağındandı.
Sezer de sivildi. Ama belli bir bürokrat yapının içindeydi, öyle bir cumhurbaşkanı oldu.
Tümüyle “sivil” koşullar içinde seçilmiş iki cumhurbaşkanı var: Özal ve Demirel. Bugün onlara üçüncü bir isim eklenecek. Her üçünün de ortak özelliği sağ kanat politikacıları olmaları.
Turgut Özal’ın radikal İslama yakın olduğuna ilişkin kuşkular hep varolmuştu.
Demirel’in başbakanlık dönemleri dolayısıyla da iki kuşak, onun o koltuğa oturmasını içine zor sindirmişti.
Bugün geriye dönüp baktığımızda Özal ile Demirel’in Çankaya’da bulundukları süre içinde, kendilerine yönelik kuşkuların herhangi birini haklı çıkaracak bir davranış içinde olmadıklarını söyleyebiliriz.
Halk, ikisine de bu makama gelebilmelerini sağlayacak oranda destek vermişti. Bugün de Abdullah Gül’e aynı desteği verdi. Bunun tartışılır hiçbir yanı yok. Bunu tartışmaya çalışmak, seçim sonuçlarıyla ilgili abuk sabuk iddialarda bulunmak, hatta AKP’ye oy veren yüzde 47’yi bazı sıfatlarla aşağılamak demokrasiye hakarettir.
Abdullah Gül’ün Atatürk’ün koltuğuna oturmasını içine sindiremeyenler olabilir. Ama bu görüşler ne kadar meşru ise Gül’ün bugün cumhurbaşkanı olması da o kadar meşrudur.
Artık önemli olan bugüne kadar olup bitenler değil, bundan sonrası. Abdullah Gül’ü içine sindiremeyenlerin onun her hareketini, her cümlesini izlemesi doğaldır, meşrudur.
Uzun ve sancılı seçim süreci içinde Gül önemli taahhütlerde bulundu, bütün ülkenin cumhurbaşkanı olacağı sözünü defalarca verdi. Eğer bu taahhütlerinin tersine tavırlar içine girerse tabii ki bugün onun meşruiyetini tartışanlar da tartışmayanlar da her türlü eleştiri hakkına sahip olacak.
Abdullah Gül’ün on birinci cumhurbaşkanı olması, Türk demokrasisinin ne ölçüde kökleşmiş olduğunu gösterecek önemli bir sınavdır.
Bu sınav sadece Gül için değil, onu beğenen beğenmeyen, içine sindiren sindirmeyen; ona oy veren vermeyen herkes için geçerlidir.
Hep birlikte bu sınavdan geçebilirsek ülkeyi biraz daha ileriye taşıyabiliriz.
Şu anda herkes “hayırlı olsun” demek ve gerçekten hayırlı olmasını istemek durumundadır.

