Herkes doğru söylüyor

Herkesin bildiği bir gerçeği söyleyenin üzerine saldırıp onu susturmak, geleneksel yapımızın hastalıklarından biridir

Haberin Devamı

Herkesin bildiği bir gerçeği söyleyenin üzerine saldırıp onu susturmak, geleneksel yapımızın hastalıklarından biridir. Bir gün biri kalkıp "Adalete güvenim yok" dedi, yine ortalık karıştı. Şu anda Türkiye'de herkese güven veren bir yargı ve adalet sisteminin olmadığını, yine herkes bilmektedir. Ama bunu söyleyene kızılır. Hele yargı gibi, birçok başka kurum gibi şeffaf olmayan bir yapı, hemen savunmaya geçer. AKP'li bir milletvekili Türkiye'de yargıya güven olmadığını söyledi, yargı savunmaya geçti. Yargıtay Başkanı bu milletvekiline karşı birçok şey söyledi ama şunu söyleyemedi: "Türkiye'de yargı bağımsızdır, siyasal ya da başka güç odaklarının etkisi altında değildir ve Türk halkı yargıya güvenmektedir." Yargıtay Başkanı bu cümleyi söyleyememektedir, çünkü doğru olmadığını kendisi de bilmektedir. Türkiye'de yargı sisteminin nerelerde aksadığını, nerelerde hiç çalışmadığını ve hangi etkiler altında eğilip büküldüğünü en iyi bilecek olan kişi Yargıtay Başkanı'dır.

Vatandaşa kalan, ya sabır!..
Gerçeği söyleyen AKP milletvekili olunca ise, sözler başka bir anlam kazanmaktadır. AKP bugün iktidarda olan ve daha dört yıl iktidarda kalacak olan partidir. Bu partiye oy verenler, yargıyı çekiştirsin diye değil, aksaklıkları düzeltsin ve güvenilir bir yargı sistemi getirsin diye oy vermişlerdir. AKP'li milletvekili demek istemektedir ki: "Biz bu adalet sistemini düzeltemeyiz, onun için kendimizi buna karşı koruma altında tutarız, yani vatandaşlar bu sistem içinde adalet aramaya devam etsinler ama biz milletvekilleri bu sistemde adalet aramayız." Bu mantığın çürük ve en başta siyaset kurumuna güvensizliğin ürünü olduğu ortadadır. Bir parti seçime giriyor, iktidar oluyor, ama kendisinin de halkın da güvenmediği bir sistemi değiştirmek yerine o partinin milletvekilleri, kendilerini şahıs olarak korumaya devam etmeyi tercih ediyor. Bu mantıklar çarpıştığı sürece, yargı üzerindeki siyasal baskıların, "mali" etkilerin sona ermesi mümkün değildir. Bu da şu anlama gelir: Türk milleti bir süre daha güvenmediği yargı sistemi ile yaşayacaktır. Çünkü siyaset de bu sistemi değiştirmeye niyetli değildir. Yargı da şimdilik bu durumu korumakla yetinmektedir, kendi kendine bir değişim süreci başlatmak eğiliminde değildir... Türkiye'de bağımsız yargı tartışması en az otuz yıldır yapılmaktadır, bu durumda daha ileri bir aşamaya geçmek için bir otuz yılın daha geçmesi kaçınılmazdır.

DİĞER YENİ YAZILAR