Herkes birleşsin... Mi?

Haberin Devamı

Kendi özgün görüşlerini ortaya koyamayan, farklı hedefler ve programlar oluşturamayan siyasilerin dillerine pelesenk olmuş bir formül yine ortaya çıktı:

“Sağcısı solcusu, dindarı laiki herkes bir araya gelsin...”

Sağcısının solcusunun, dindarının, laikinin ve dinsizinin aynı fikirde olduğu bir ortam olamaz.

Olur, bütün bunların kendilerine o sıfatları takıp, ama aslında demokratik olmayan bir sistemde durumu idare etmeleri halinde olur.

***

Eskiden bir de “ulusal dava” sözü vardı. Bu söz son zamanlarda biraz unutuldu. Nedir “ulusal dava?”

Bizim için bitmez tükenmez, ebediyete kadar varolacak “ulusal dava” olarak Kıbrıs seçilmişti. Bu meseleyle ilgili en küçük farklı bir görüş söylemek, “ulusal davaya ihanet” anlamına geliyordu.

Herhangi bir meseleyi, bir konuyu “ulusal dava” ilan etmenin bir tek anlamı vardır: Kendilerini ulusal konularda “yetkili” ilan etmiş ve bu meseleyi “ulusal dava” olarak nitelemiş kişilerden farklı bir görüş sahibi olmanın yasaklanması.

Son dönemin “herkes birleşsin, herkes bir olsun” edebiyatının amacı da farklı görüşlerin tartışılmasını engellemektir. Bugün “sağcısı solcusu herkes birleşsin” sözüyle kastedilen, laiklikle ilgili endişelerin giderilmesi için AKP’ye karşı “kim olursan ol sen de gel ey vatandaş cephesi”nin kurulmasıdır.

İnsanlar AKP’nin politikalarını beğenmeyebilir; politikalarını beğenir de partinin yapısına güvenmeyebilir; hatta karşı cephenin düşündüğü gibi, laiklikle ilgili kuşkuları da olabilir. Ama “birilerinin” kurmaya çalıştığı ve aşırı milliyetçi bir edebiyatla süslenmiş cephede yer almak da istemeyebilir.

Kendisini solcu ya da demokrat hisseden her vatandaş radikal milliyetçi ve militarist bir üslupla yürütülen cepheleşme hareketinin de laiklikte açılacak gedikler kadar tehlikeli olduğunu, hatta daha tehlikeli olduğunu düşünebilir.

***

İki taraf sözcüleri şu anda iki tarafta da “üniform” hatta “üniformalı” bir yapı oluşturmak ve mücadeleyi bu şekilde sürdürmek hevesinde.

AKP yönetiminin gözünde, kendi politikalarını eleştiren herkes karşı cephe için çalışıyor.

Milliyetçi-militarist cephenin gözünde de, kendilerine katılmayan, mitinglerdeki şoven milliyetçi tavırları eleştiren, hatta veciz bir slogan olarak “ne takunya ne postal” deme cesaretini gösteren herkes de aslında AKP’nin tarafındadır.

***

Bu cepheleşmenin iki tarafı da demokrasinin temellerini kemiren tavırlarını sürdürüyor.

Demokrasi varsa, olacaksa, sağcılar olacaktır; ortacılar, solcular olacaktır; faşistler ve komünistler de olacaktır ama kimse kimseye kendi görüşünü zor kullanarak kabul ettirmeye kalkmayacaktır.

Kimse aba altından sopa göstererek farklı görüş sahiplerini “vatana ihanet”le suçlamayacaktır.

Şu anda ne yazık ki demokratik düzenin bütün nimetlerini reddeden iki ruh halinin sahneye egemen olduğu görünüyor.

Demokrasi, farklılıklara tahammül edemeyen, farklı düşünenleri vatan haini sayan insanların düzeni değildir.

Demokraside her renkten insan vardır ve hepsi kendi fikirlerini özgürce savunur. Fikirleri için siyasi mücadele yürütür. Toplumu zenginleştiren ve geliştiren, ilerlemesini sağlayan da bu zenginliktir. Herkesin hep birlikte ele ele, aynı fikri savunduğu, içinden başka şeyler düşünse bile bunları söylemeye korktuğu rejimlerin adı asla demokrasi değildir.

DİĞER YENİ YAZILAR