Haberin Devamı
Bütün ülkeyi gizli dinlemeye almanın ne kadar korkunç bir olay olduğunu, bunu icra edenlerin anlaması mümkün değildir.
Daha birkaç gün önce özel hayatın gizliliği üzerine nutuk atan bir başbakanın yönetiminde bütün vatandaşların gizlice dinlendiği, izlendiği bir ülkede yaşamak da bu dünyanın uygar insanları için inanılmaz bir durumdur.
En ilkel otoriter rejimlerde bile az görülen bu uygulama, devletin; Ankara’da devleti yönetenlerin kendi vatandaşlarının tümünü potansiyel suçlu olarak gördüklerinin en açık kanıtıdır.
“Polis devleti” deyimini merak edenler de böylece ne anlama geldiğini öğrenmiş oldu. Bizim devletimiz “hukuk devleti” değil bir “polis devleti”ymiş.
Başbakan’dan ve İçişleri Bakanı’ndan bir ses çıkmadı. Dün Emniyet’ten yapılan bir açıklama ise çocuklar için bile inandırıcı olamayacak niteliktedir. Oysa derhal tek bir ses çıkması gerekir:
İçişleri Bakanı çıkıp bütün vatandaşlardan özür diler, bu korkunç icraatın sorumlularının cezalandırılacağını açıklar ve istifasını verir.
Başbakan da bu uygulamadan haberi olup olmadığını halkına söylemek zorundadır. Eğer haberi varsa onun da hemen istifa etmesi, en basitinden bir demokrasi duygusunun gereğidir.
Bütün vatandaşlarını gizlice dinletenlerin bu ülkeyi yönetme hakları sona ermiştir.
70 milyon vatandaşına potansiyel suçlu muamelesi yapanların, en temel insan haklarından birini çiğneyenlerin bu ülkeyi yönetmeye hakları yoktur ve bunun hesabını vermek zorundadırlar.
Her Türkiye Cumhuriyeti vatandaşının bu korkunç icraat karşısında yapacağı bellidir. Her vatandaş savcılığa gider, Başbakan, İçişleri Bakanı ve Emniyet Genel Müdürlüğü hakkında şikâyet dilekçesi verir ve tazminat davası açar.
Bu sivil tepki her vatandaşın en meşru hakkı olmuştur. İsteyen maddi, isteyen hem maddi hem manevi tazminat davası açar. Savcılar bu davaları reddedemez. Reddedildiği takdirde her Türk vatandaşının Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne gitme hakkı ortaya çıkar.
Bütün bir ülkeye bu muameleyi yapanlar bunun bedelini ödemek zorundadır. Başbakan, İçişleri Bakanı, Emniyet Genel Müdürü ve istihbarat dairesi müdürüne bu korkunç icraatın bedelini ödetmek en temel vatandaşlık hakkıdır.
Eğer demokratik bir ülkede, hukuk devleti ilkelerine göre yaşamak istiyorsak, çocuklarımızın da gelişmiş bir ülkede yaşamasını istiyorsak, gereğini yapmalıyız.

