Haberin Devamı
Tayyip Erdoğan, demokratik açılım tartışmalarının en gerilimli noktasından itibaren “her şeyi göze aldık” ifadesini kullanmaya başladı.
Bu ifade, 12 Eylül askeri döneminin ardından yapılan seçimi kazanarak hükümet kurduğu sırada Turgut Özal’ın söylediği bir sözü hatırlatıyor. Özal, “Benim iki gömleğim var, biri bayramlık biri idamlık” demişti.
Özal’ın bu sözünü herkes, gerekirse 12 Eylül askerleriyle çatışabileceği, bunun için “her şeyi göze aldığı” şeklinde yorumlamıştı.
Erdoğan “her şeyi göze aldığını” söylerken, belki de aklının bir yanında, Ergenekon sanıklarında çıkan kendisine yönelik suikast planları bulunuyor olabilir. Öyle ise, bu son derece insani bir duygusal ifade olarak görülebilir.
Ama bu ifade, o planların tekrar ortaya çıkabileceği, “demokratik açılım”ın her türlüsüne karşı olan çevrelerin demokrasi dışı faaliyetlere girişebileceği kuşkusunun ifadesi ise, bunu kamuoyu ile açık olarak paylaşması gerekiyor.
Demokratik açılımı, cumhuriyetin en önemli uygarlık ve demokrasi projesi olarak görenler de, bunu ülkeyi parçalama girişiminin ilk adımı olarak algılayanlar da durumun öneminin farkında.
Türkiye çok önemli bir kamburdan kurtulmaya, uygar ve gelişmiş demokrasiler arasında yer alma atılımını yapmaya hazırlanıyor.
Bunu göremeyenler, görmek istemeyenler, yüz yıllık korkularından kurtulamayanlar arasında bir kez daha gözlerini karartıp, Türk halkına defalarca oynatılmış bir senaryoyu tekrar sahneye koymaya kalkışanlar olabilir mi?
Olabilir. Mesela birkaç gün sonra DTP, 1 Eylül Dünya Barış Günü’nde, Diyarbakır’da büyük bir miting yapacak. Bu mitingte “bağımsız Kürdistan” diye bağıranlar da çıkabilir, böylece demokratik açılımdan korkanların korkuları biraz daha artar, onlara yenileri eklenir.
Bu toplantıyı “kanlı” sıfatıyla tarihimize eklemek isteyenler de olabilir. Kara senaryoların bu en korkuncu da 1 Mayıs 1977’in hatırasından kaynaklanıyor.
Demokraside bir siyasinin “her şeyi göze aldık” demesi, “doğru bildiğimi, halkın bütün desteğini kaybetmek uğruna da yaparım” anlamına gelir.
Ama biz hâlâ başka anlamlar arıyoruz, çünkü yakın geçmişimizin kâbuslarını hâlâ üzerimizden atabilmiş değiliz.
Demokratik açılımı, bütün bu kâbusları geride bırakacak yolun başındaki en büyük adım olarak anlıyoruz.

