Yasalara her şeyi yazmak mümkün değildir. Sistemin işleyişine dair bir güvensizlik mevcutsa, o zaman yasalarda her şeyin ince ince düzenlenmesine çalışılır. Her şey "maddeye," "fıkraya" sokulduğu zaman da yasalar arasında çelişkiler ortaya çıkması kaçınılmazdır.
Meclis'te son sürat kabul edilen 24 yasa, 700 madde değişikliğini içeriyor. Bu 700 maddede neler olduğunu biz bilmiyoruz. El kaldıranların bilmediği de çok kuşkuludur. Muhalefet zaten izleyemediği için bilmiyor.
Şu anda bu 700 dolayında madde Cumhurbaşkanı Sezer'in önünde. Sezer bunları inceleyecek, başka yasalarla çelişkili durumlar olup olmadığını kontrol edecek, sonra imzalayacak ya da geri gönderecek. Bunlar Resmi Gazete'de yayınlanacak. Yine hiç kimse ya da çok az kişi dışında hiç kimse bunlarla getirilen düzenlemelerin farkında olmayacak.
Ta ki hayatımızın herhangi bir döneminde, herhangi bir alanında bunlarla karşılaşana kadar...
İfratla tefrit arasında
Her şeyi, muhtemel her durumu tek tek yasalara koymak hem sisteme güvensizliktir hem de yargının işleyiş tarzına. Bu kadar ayrıntılı yasaların yürürlüğe konulması "yargıç takdiri" nin de en aza indirilmesi anlamına gelir.
Yasa koyucu, yargıcın takdirini kullanmasını istememekte, bunun için her özel durumu yasaya yazmaktadır.
Meclis'ten geçen 24 ayrı yasanın içerdiği 700 maddede ne bulunduğunu milletvekillerinin bilmemesi, küçük bir grubun el kaldırıp indirmesiyle bunların yasa haline gelmesi parlamenter sistemin ruhuna aykırı bir durumdur.
Parlamentoda yapılan her konuşmanın, her tartışmanın asıl amacı halkı bilgilendirmek, halkın dikkatini çekmektir. Halk bu tartışmaları izleyerek "aslında ne olduğunu" öğrenir, buna göre fikir oluşturur ve iktidarın icraatlarını izler.
Böyle olmuyorsa parlamento görevini bir yanıyla eksik yapıyor demektir. Vatandaş ne olduğunu ancak bu yasalar karşısına çıktığı anda öğreniyorsa parlamenter sistemin ruhunda varolan şeffaflık da ağır biçimde zedelenmiş olur.
Meclis'in performansının tek ölçüsü çıkardığı yasa sayısı değildir. Son günlerde yaşanan sürat, hatta Türk Ceza Kanunu dolayısıyla yaşananlar bu sayısal ölçütün gerçek durumu yani başarının düzeyini yansıtmadığını gösteriyor.
Ankara, "ifrat ve tefrit" arasında yaşamaya alışmıştır, bu yaşama tarzını terk etmeye de niyetli değildir. Hükümetler değişir, sistem kalır.
Her şeye yasa
Yasalara her şeyi yazmak mümkün değildir. Sistemin işleyişine dair bir güvensizlik mevcutsa, o zaman yasalarda her şeyin ince ince düzenlenmesine çalışılır
Haberin Devamı

