İstanbul’da ya da başka büyük kentlerde paylaşım daha kolay oluyor. Belediye meclislerinde kolayca ittifak sağlanıyor, sağlanamayan tek tük olayda da bazen silahlar çıkıyor. Ama kentlerde rant öyle çok ki, paylaşım mecburen uzlaşma ile oluyor.
Güneydoğu’nun ücra köylerindeyse rant paylaşmak o kadar kolay değil, çünkü fazla rant kapısı yok. O zaman da silahlar ortaya çıkıveriyor...
Mardin katliamı tartışılırken töre de konuşuldu koruculuk sistemi de. Fakat nereden bakılsa, katliama kadar giden anlaşmazlıkların kaynağında hep rant kavgası olduğu anlaşılıyor.
Bu bölgelerden henüz kadastro geçmedi, kadastro geldiğinde, tapusuz bir araziyi yirmi yıldır çalıştırmış olan, o arazinin sahibi olacaktır. İnsanoğlunun aç gözünde de bu araziler hep küçüktür...
Bir haber de dün Diyarbakır’dan geldi, yine korucular bir kişiyi öldürmüş. Bu haber gazetelerde büyük olarak yer almayacak, çünkü ölü sayısı sadece 1.
Öldürenler yine korucu, mesele yine arazi, rant meselesi.
Mardin katliamı ile İstanbul’da zengin çocuğunun kafa kesmesi arasında insanın son hali açısından bir fark yok. Şiddetle iç içe yaşamayı sürdürenlerin her sorununu şiddetle çözmeye devam etmesinde şaşırılacak bir şey yok.
Ama o aşamaya getiren şartlarda fark var. Hâlâ çok zengin olan devletin malını elde edebilmek, devlet kaynaklarıyla zengin olabilmek için aslında savaşlar aynı tarzda veriliyor.
İkide bir ihaleye fesat karıştırmak suçundan yakalanan çeteler de devletin malını parasını kendilerine göre paylaştırıyor, dayandıkları gücü de ellerindeki silahlarla ve şiddete başvurarak edinmişlerdir. Büyük kentlerdeki gecekondu ağalığı da aslında aynı paylaşım düzeninin ürünü olan ve yine silaha ve şiddete dayalı bir sistemdir.
Mardin’deki, Diyarbakır’daki korucuların da elinde silah vardır, bu silahlar sayesinde diğerlerinden daha güçlüdürler, o zaman rant paylaşımında kendilerini öncelikli görme hakkına sahip olduklarını düşünürler.
“Kamu düzeni” kavramında her türlü rantın bütün toplumun yararı düşünülerek paylaşılması ilkesi vardır. Ama “kamu düzeni,” o düzeni koruyacak, herkese eşit davranan bir adalet sistemi varsa vardır. O adalet sistemi yoksa, elinde silah bulunan ve kendilerini devlet gücüne daha yakın hissederek şiddet kullanma hakkına sahip olduğunu düşünenler adaletin yerine hüküm sürer.
Mardin katliamı ve benzeri bütün olaylarda eğitimsizlik de vardır, töre saçmalıkları da vardır, ama esas olan hâlâ rant kavgasıdır, çünkü her kız alıp vermenin de bir maddi tarafı var olmaya devam ediyor.

