Her şey iyi ise bu nedir...

Geçen hafta sonu tam iki milyon genç insan devlet memurluğu için sınava girdi. Bu sınavı kazananların hemen bir işe yerleştirilmeleri de sözkonusu değil, ancak gelecek iki yıl içinde açılacak kadrolara ve ihtiyaca göre memur olabilecekler

Haberin Devamı

Geçen hafta sonu tam iki milyon genç insan devlet memurluğu için sınava girdi. Bu sınavı kazananların hemen bir işe yerleştirilmeleri de sözkonusu değil, ancak gelecek iki yıl içinde açılacak kadrolara ve ihtiyaca göre memur olabilecekler.

Alacakları ücretler de 500-600 milyon lira, yani yoksulluk sınırının çok altında. Ama 2 milyon genç insan bu umuda bağlanmış durumda.

Ekonomide her şeyin iyi gittiği, bir süredir hem siyasi iktidar sözcüleri ve ilgili kişiler hem de birçok ekonomist tarafından ifade ediliyor.

Enflasyon, IMF programıyla çok başarılı bir şekilde tek haneli rakama inmek üzere. Bunun yanında bir de "büyüme rakamları" var. Bunlar da ekonominin gelişmesini gösteriyor. Bu rakamlara göre Türk ekonomisi geçen yıl rekor büyüme yıllarından birini yaşadı.

Kaç zaman sonra?
Klasik ekonomi mantığında büyüme demek, yani ekonominin gelişmesi demek, yeni iş alanlarının yaratılması
demektir.

Oysa bizde ekonomi büyüyor, ama işsizlik azalmadığı gibi, her yıl genç nüfusun artışına bağlı olarak daha da artıyor.

Ekonomi "beklenenin üstünde gelişme" gösterdiyse birilerinin bu işsizlik artışını açıklaması
gerekir. "Öyle de olur böyle de olur" diye durumu idare eden ekonomistler bu gelişmelerden sonuç alınmasının zaman alacağını söylemeye başladılar. Ancak zamanın ne olduğunu pek açık söylemiyorlar.

Sayılar anlatıyor
Karmaşık rakamlar ve istatistikler arasından sıyrılındığı takdirde, yani bu rakamlar basitleştirildiğinde ortaya herkesin anlayabileceği bir tablo çıkıveriyor.

Güngör Uras'ın Milliyet ve Dünya gazetelerindeki yazılarında anlattıklarından bazı notları arka arkaya dizebiliriz.

1998 yılında üretim 100 ise 2003 yılında (enflasyondan arındırılmış rakamlarla) 103'tür.

Kişi başına gelir 1998'de 100 ise, 2003'te 95'tir.

Kişi başına tüketim 1996'da 100 idi, 2003'te 90.8'e indi.

1998'de çalışanların yaklaşık 1 milyonu 2003'te işsizdir.

İç ve dış borçların toplamı 1997'de 6 katrilyondu. 2002'de 149 katrilyon oldu, 2003'te ise 194 katrilyona çıktı.

Rakamlar böyle herkesin anlayabileceği basitlikte sıralandığı zaman "görülmemiş gelişme"nin, "beklenenin üzerindeki başarı"nın, "rekor büyüme "nin ne olduğunun da açıklanması şart oluyor. Özellikle de milyonlarca işsize ve iş bulma umudu olmayan milyonlarca genç insana.

DİĞER YENİ YAZILAR