Okuyacağımız bu ilk öyküyü Feridun Attar anlatıyor:
Bağdat'ın düzgün insanların oturduğu semtinde bir hırsız yakalandı. Çevredekiler hemen toplandı ve cezası orada verildi. Şeraite göre ceza belliydi, eli kesilecekti. Eli kesilirken hırsızın ağzından tek yakınma çıkmadı. Kesilmiş elini aldı oradan yine sessizce uzaklaştı.
Biraz sonra büyük çarşının ortasına geldi ve en acıklı sesiyle ağlamaya, çırpınmaya başladı. Çevresinde insanlar toplandıkça daha canhıraş feryatlar koparıyor, daha çok çırpınıyordu.
İzleyenlerden biri yakalandığı ve elinin kesildiği sırada oradaydı. Dayanamadı, sordu:
"Elin kesilirken gıkın çıkmadı, itiraz bile etmedin; yalvarmadın, af dilemedin. Kesik elini aldın gittin. Şimdi neden bu kadar ağlıyor ve çırpmıyorsun?"
Hırsız ağlamasını kesti, cevap verdi:
"Oradaki herkes hırsız olduğumu biliyordu, ne yaparsam yapayım kimse bana acımayacaktı. Ama burası büyük çarşı, burada her cins insan bulunur, bol bol da hırsız bulunur. Benim halimden ancak onlar anlar, bana onlar acır. Onun için burada ağlıyorum..."
* Güneydoğu Asya'nın büyük pirinç tarlalarında gezinen bir sinek yoruldu ve önüne çıkan bir öküzün boynuzuna kondu. Karnı toktu, kendini çok ağır hissediyordu. Öküzü uyarmak ihtiyacını hissetti:
"Sana ağır geliyorsam söyle, gider başka bir yere konarım..."
Öküz "Benimle konuşan kim" diye sordu.
"Benim" dedi sinek.
"Sen kimsin?"
"Ben bir sineğim..."
"Neredesin?"
"Sol boynuzunda duruyorum..."
Öküz "İyi ki beni uyardın" dedi; "Yoksa sol boynuzumda bir aptalın bulunduğunu hiçbir zaman anlayamazdım..."
Bir Japon salyangozu ağır ağır bir kiraz ağacına tırmanıyordu. Aylardan şubat ya da marttı, ağaç çırılçıplaktı. Yolda bir böceğe rastladı. Böcek "Hayrola böyle hızlı hızlı nereye gidiyorsun" diye sordu.
"Kiraz yemeye" diye cevap verdi salyangoz.
"Ama kirazların çıkmasına daha aylar var..."
"Ben de ancak kirazlar olduğunda orada olabileceğim" dedi salyangoz ve yoluna devam etti.
Her şey görecedir
Bağdat'ın düzgün insanların oturduğu semtinde bir hırsız yakalandı. Çevredekiler hemen toplandı ve cezası orada verildi. Şeraite göre ceza belliydi, eli kesilecekti
Haberin Devamı

