Bütün sorunlar erteleniyor. Mümkün olduğu kadar gürültü etmeden hep birlikte "o" günü bekliyoruz. Kimilerine göre "o" gün bir sihirli değnek ortaya çıkacak ve 18 Aralık gününden itibaren hayatımızda her şey bambaşka olacak.
Kimileri ise asıl bundan sonra daha çok çalışılması gerektiğini, gerçek toplumsal hamlelerin ve zihniyet değişimlerinin yapılması gerektiğini küçük küçük, "korkutmadan" anlatıyor.
Birileri de var ki, "o" günü en az birinciler kadar heyecanla bekliyorlar. Onların umudu, 17 Aralık'ta Avrupa liderlerinin Türkiye kararına en az iki sıkıntılı unsurun girmesi.
Bunların birincisi, Türkiye için tam üyeliğe "yakın" bir özel ortaklık statüsü önerilmesidir ki bu, Avrupa Birliği kapısının Türkiye'ye kapanması anlamına gelir. Bu kesimin istediği gibi tekrar içe döneriz.
İkinci umutları ise, karara açık bir şekilde "Türkiye'nin Kıbrıs Cumhuriyeti'ni tanıması" koşulunun girmesidir. Gerçi bu mesele er ya da geç gündeme gelecektir, hatta gelmiştir bile. Ancak bunun bir koşul şeklinde getirilmesi, Avrupa karşıtı bütün güçleri yine harekete geçirecektir.
Son viraja girerken...
17 Aralık günü Avrupa hem kendi geleceğiyle hem de Türkiye'nin geleceğiyle ilgili hayati bir karar verecektir. Şu nokta asla gözden kaçırılmamalıdır: Batı kapısının kapanması, Türkiye'yi doğu kapısına yöneltmek isteyenlerin önünü açmış olacaktır.
Türkiye Cumhuriyeti'nin bugüne kadarki en büyük başarısı, Doğu kapısını da kapatmadan Batı kapısını sonuna kadar açık tutması olmuştur.
Eğer Batı, alacağı kararla bu kapıyı kapatırsa, Doğu kapısı kendiliğinden önem kazanacaktır ve Türkiye, diğer Ortadoğu ülkelerinin arasında, bölgesel sorunlarla ve iç sorunlarıyla boğuşmaya mahkûm kalacaktır.
Türkiye ile Batı'nın gerçek anlamda el sıkışacağı tarih 17 Aralık'tır. El sıkışma, bundan böyle iki tarafı da artık vazgeçilmez, geri dönülmez ve tartışılmaz taahhütlerle bağlayacaktır.
Bugüne kadar yapılmış olanlar sadece bir ön hazırlıktı. Bütün bu hazırlıklara anlam kazandıracak olan yine 17 Aralık kararı olacaktır.
Türkiye ile arasına mesafe koymasının, önümüzdeki yıllarda Avrupa için yaratacağı güçlükleri birçok Avrupalı siyasi, bilimadamı, düşünür ve gazeteci kendi karar vericilerine anlatmaya çalışıyor.
Bunu onların anlatması elbette daha etkilidir. Türkiye'de ise, son viraja girilirken havayı bozmaya yönelik her girişim, Türkiye'nin geleceğine yapılmış bir sabotaj olacaktır.
Her şey 17 Aralık'a
Bütün sorunlar erteleniyor. Mümkün olduğu kadar gürültü etmeden hep birlikte "o" günü bekliyoruz. Kimilerine göre "o" gün bir sihirli değnek ortaya çıkacak ve 18 Aralık gününden itibaren hayatımızda her şey bambaşka olacak
Haberin Devamı

