Haberin Devamı
12 Haziran’da üç siyasi partinin; CHP, MHP, BDP’nin desteğiyle seçilen ve tutuklu bulunan milletvekillerinin birinin durumuna YSK, diğerlerinin durumuna ise mahkemeler karar verecek.
Bu meseleyi yine karmaşık bir “hukuki” tartışma düzeyinde ele almak isteyecekler olabilir. Ama mesele hukuki değil siyasidir.
Bütün bu kişiler, halkın bilerek verdiği oylarla Meclis’te yer almaya hak kazanmışlardır.
Üç partiden gelen bu milletvekillerinin bir kısmı KCK-PKK davaları tutukluları, bir kısmı da Ergenekon ve darbeye teşebbüs, darbe ortamı hazırlama davaları sanıklarıdır.
Yaygın bölünmüşlük dolayısıyla, bazı kimselerin içinden, mahkemelerin KCK-PKK’lılara yol vermesi Ergenekonculara yol vermemesi geçiyor olabilir. Tabii diğer bazı kimseler de tam tersini diliyor, bekliyordur.
Ancak işin doğrusu, bu milletvekillerinin tümünün Meclis’e gelmeleridir. Söz konusu kişilerin aday olmasında yasal bir sakınca yoktur ve onlar kendilerini bilen, tanıyan vatandaşların verdiği oylarla seçilmişlerdir.
Bu aşamada “yargı”nın yine çok tartışmalı yasa maddeleri üzerinden devreye girmesi, siyasete, siyasi iradeye müdahale anlamına gelir. Karmaşık hukuki tartışmalara girmek ve yasaları “vatandaş” ve “halk iradesi” aleyhine yorumlama girişimleri, sadece 12 Haziran seçimiyle ilgili gereksiz tartışmalara yol açar.
Şu anda tutuklu bulunan bütün milletvekilleri “temsil” niteliğine sahip olduklarına göre, “hukuki” yorumları zorlamak ya da bu milletvekilleri arasında farklı uygulamalara gidilmesine yol açmak da ciddi bir yanlış olur.
Bu Meclis, 12 Haziran seçim sonuçları dolayısıyla toplumu temsil niteliği en yüksek Meclis olma niteliğini kazanmıştır.
Toplumun bir kesiminde direnen “ulusalcı damar”ı temsil edenlerin de Kürt siyasetinin radikal kesimlerinin de bu Meclis’te temsil edilmeleri siyasetin “merkez”de yapılmasını sağlayacak, siyasete dışarıdan müdahale ya da şiddet kullanma alanlarını daraltacaktır.
Yargı, yargının bu meselede karar verecek mensupları bu açıdan bakmak ve ülkede yeni sıkıntılar yaratmak yerine, siyasetin tümüyle merkeze çekilmesini sağlayacak kararları almakla yükümlüdür.
12 Haziran’da ortaya çıkan halk iradesi ve yeni anayasa yapacak bu Meclis üzerine herhangi bir gölge düşmemelidir.

