Avrupa Parlamentosu, Türkiye raporunu görüşüyor. Bugün de oylayacak. Yine aynı korkularla başlıyoruz ve bitiriyoruz.
Her seferinde “acaba bizim için ne diyecekler, hangi açığımızı yakaladılar” diye kıvranıyoruz.
Tembel öğrencinin ruh haline bürünmüş, öğretmenin vereceği notun iyi olması için dua ediyoruz.
İçten içe ve çok iyi bildiğimiz eksiklerimizi onlar bir kez daha yüzümüze söyleyecekler diye panikliyoruz.
Kendi verdiğimiz sözleri tutmadığımızı, tutamadığımızı çok iyi bildiğimiz için daha da yüksek sesle “verdiğiniz sözleri tutun” diye bağırıyoruz.
Kimse, bir başkasının yüzüne karşı “kardeşim yıkanmamışsın, kokuyorsun” demesini istemez. Ama biz doğru dürüst yıkanmadığımızı bildiğimiz için buna daha da fazla kızıyoruz.
Ülkemizin eksiklerini, söküklerini, geriliklerini görmek için Avrupalıların bunları bize söylemesine hiç gerek yok. Her gün gazetelerin bütün sayfalarında, televizyonların bütün haberlerinde yüzümüze tutulan aynalarda bunları görüyoruz.
Hem de çok iyi görüyoruz, ama “haydi bir el birliği yapalım, herkes bir el versin ve şu işleri düzeltelim” diyebilecek bir morali yakalayamıyoruz.
Çünkü başarabileceğimize olan inancımız oldukça zayıf. “Biz bize benzeriz, boşverin dünyanın gerisini” diyen kaba kasaba ruhu her alanda karşımıza çıkıyor, zorlukla üst üste konulmuş tuğlaları devirerek yepyeni bir yapının içinde yaşama umutlarımızı yıkmak için her yola başvuruyor.
Engel kafalarımızın içinde
Avrupa Parlamentosu da Avrupa’daki bütün kafa karışıklıklarının yansıdığı bir sahne olarak ileri bir bilinç düzeyinin, ileri bir dünyaya bakışın yanı sıra en şımarık ve tuzu kuru çocuklarının kendilerini gösterme imkânı buldukları bir platform olarak bizdeki kafa karışıklıklarını kışkırtıyor.
Avrupa Parlamentosu’ndaki en duyarsız, en sorumsuz, en abuk sabuk ses bile bizi fazlasıyla sarsıyor.
Avrupa Parlamentosu bugün Türkiye raporunu oylayacak ve her parlamentoda görülen, sadece adları duyulsun ya da bazı lobilere şirin görünmek için yapılmış anlamsız ve önemsiz görüşler de bu belgeye yansıyacak.
Avrupa Birliği yolunda Türkiye’nin önündeki engel ne Avrupa Parlamentosu’dur ne de Avrupa’daki Türkiye’den korkan sağ partilerdir. Bizim sorunumuz halen bizim içimizdedir. Asıl aşmamız gereken engeller yine kafalarımızın içindedir.
Hep aynı korkular
Avrupa Parlamentosu, Türkiye raporunu görüşüyor. Bugün de oylayacak. Yine aynı korkularla başlıyoruz ve bitiriyoruz
Haberin Devamı

