Hep aynı hikâye

Başbakan Erdoğan, kendisini herhangi bir alanda yenilmiş hissettiği anda hemen medyayı suçlamayı alışkanlık haline getirdi

Haberin Devamı

Başbakan Erdoğan, kendisini herhangi bir alanda yenilmiş hissettiği anda hemen medyayı suçlamayı alışkanlık haline getirdi.

Konu malvarlığı oluyor, Erdoğan medyayı suçluyor. Konu Galataport kargaşası oluyor, Erdoğan yine medyaya yükleniyor.

Konu Maliye Bakanı'nın sit alanındaki kaçak villaları oluyor, Erdoğan yine "medyaya karşı arkadaşına sahip çıkacağını" bildiriyor.

* Vatan Gazetesi, gazetecilik görevlerinin en temel alanlarından biri olan "halkın sesini duyurmak" konusunda bir çaba gösterdi, Başbakan yine bağırıp çağırdı.

* Son günlerde Futbol Federasyonu ile bazı sivil toplum örgütlerinin genel kurullarına AKP büyük ağırlık koydu, ama sonuçlar hep tersine çıktı.

Eğer Başbakan bu konularda da konuşmuş olsaydı, herhalde kendi kadrolannın yaptığı yanlışlardan söz etmeyecek, yine medyaya yüklenecekti.

* Malvarlığı tartışmasını Başbakan'ın "düşman" bellediği medya değil, AKP'ye en yakın bilinen ve bugüne kadarki yayın politikasında bu yakınlık çizgisini hiç bozmayan bir gazete başlattı.

* Galataport olayındaki çeşitli garabetleri medya buldu, yayınladı, halkı bilgilendirdi. Bu yayınlarda özel bir art niyet yoktu, medya İstanbul'un ana kimliğiyle ilgili bir projeyi bütün yönleriyle araştırma görevini yerine getirmişti.

Nitekim Galataport ile ilgili yayınların gerçeklere dayandığı, hükümetin en önemli bakanlarından birinin meseleye ilişkin tavrıyla doğrulanmış oldu.

Geçmişten ders almak
Geçen üç yıla bakıldığında, Başbakan'ın medyayı suçlayarak sıkıntılı durumları atlatma girişimlerinin daha onlarca örneği olduğu görülecektir.

Bir yönetici için en olumsuz durumlardan biri, medyanın kendisine "düşman" olduğunu düşünmesidir. Kendisine "düşman yaratmak" üzerine kurulan hiçbir siyasetin başarılı olması mümkün değildir.

Turgut Özal da zamanında aynı yanlışa düşmüş, medya ile savaşa başladığı andan itibaren inişe geçmişti. Tansu Çiller ve Mesut Yılmaz örneklerini de Erdoğan'ın iyi hatırlaması gerekir. Çünkü kendisinin önce İstanbul Belediye Başkanı, sonra da Başbakan olmasını sağlayan, o çatışma ortamlarıdır.

Başbakan ya da herhangi bir üst düzey yetkili, medyanın asla "düşman" olmadığını, yanlış yapsa da yanlışını düzeltmek konusunda en ehil kurum olduğunu ve her türlü olumlu gelişmenin iyi bir iletişim ortamından geçtiğini bilmek zorundadır.

Her gün televizyon ekranlarında aynı eski hikâyeyi anlatarak, seleflerinin siyasetten silinmesine yol açan yanlışları tekrarlamak, olsa olsa yine aynı sonuçlara yol açar.

DİĞER YENİ YAZILAR