İmralı, Türkiye’deki Kürt topluluğu üzerinden çok tehlikeli bir oyun oynuyor. Bu oyunun “pis” olduğunu da söylemek gerekiyor, çünkü odağında kendi şahsı yer alıyor.
BDP’den gelen sesler de, bu partide oyuna ortak olmak isteyenler bulunduğunu gösteriyor. Umulur ki, çoğunluk değildirler, sadece sesleri yüksek çıkmaktadır.
PKK’nın ilk terör eylemlerine başladığı günlerden bu yana köprülerin altından çok su aktı ve çok geniş bir kesim yaşananlardan önemli dersler çıkardı. Ama İmralı ve sözcüleri bu çeyrek yüzyılda katedilen aşamaları görmezden gelmeye devam ediyor.
Yasal siyasi partilerin, İmralı’nın gölgesinde kalmasının en temel sonuçlarından biri demokratik gelişmelerin baltalanması olarak ortaya çıkıyor. Bu siyasi partilerde İmralı vesayeti görüldüğü zaman da “sadece ve sadece askeri çözüm” diyenlerin sesleri yükseliyor.
Geçtiğimiz çeyrek yüzyılda bu oyun onlarca kez oynandı. Ve her seferinde de asıl kaybeden hem yöre halkı hem bütün ülke oldu.
Yasal siyasi partilerin kuruluş ve kadro seçimi aşamalarına İmralı’nın imkânı olduğunca el attığı çeşitli kaynaklarca belirtiliyor. Ancak nesnel koşullarda, sürekli canlı bir siyasi ortamda bu partilerin yönetimlerinin her konuda İmralı’dan işaret beklemesi de mümkün değildir. Yine bu partilerde belli kadroların ve belli siyasetlerin İmralı’ya rağmen önemli rol oynadıklarının örnekleri de yaşanmıştır. Dolayısıyla kapatılan her partinin ardından yeni parti kurulması, İmralı’nın elini işin içine sokması imkânını ortaya çıkarıyor.
Kürt siyasilerin artık görmek zorunda oldukları gerçek, PKK döneminin kesin olarak bitmiş olduğudur. Ama şu anda PKK ve lideri, bütün olumlu gelişmelerin önündeki en önemli engellerden birisi.
Tümüyle kendisine dönük amaçlar için milyonlarca insanın huzurunu ve geleceğini ipotek altında tutmak, ancak diktatörlük ve krallık rejimlerinde olabilir. Şu anda İmralı’nın zorladığı siyasetlerin tümüyle halkın zararına olduğunu gören Kürt siyasetçiler herhalde vardır. PKK gibi bir örgütte demokratik bir mekanizma olmasını tabii ki kimse beklemiyor, yıllar boyunca yönetimle ters düşenlerin bunu hayatlarıyla ödediklerini de herkes biliyor.
Ama bugünkü dünya Diyarbakır Cezaevi’nden habersiz olan dünya değildir, bugünkü Türkiye Kürt kelimesinin kullanılamadığı değil Büyük Millet Meclis’inde Kürt sorunun en özgür şekilde tartışıldığı Türkiye’dir.
Ankara’nın bir tarafı bugüne gelinmesini hiç istemedi, engellemeye çalıştı, bugün de demokratik gelişmeleri istemeyenlerin başında İmralı’nın gelmesi birçok soru işareti doğuracak bir durumdur.

