Başbakan sonunda, gecikmeli de olsa aklın yolunu gördü. Önce kızdı, öfkelendi, yine "medya" filan dedi. Ama sonunda gereğini yaptı, eşine hediye edilmiş olan değerli ziynet eşyalarını geri verdirdi.
* Aslında tabii ki, yapılması gereken, hiç almamaktı. Hediye meselesiyle ilgili tepkiler zaten bu noktada yoğunlaşmıştı. Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı'nın bir kuyumcudan ya da herhangi bir tüccardan 10 bin ya da 45 bin dolarlık bir hediyeyi, baştan kabul etmemesi gerekirdi.
Başbakan'ın bu konuyla ilgili çıkışları da biraz talihsiz oldu. Hediye'nin fiyatının 45 bin değil 10 bin dolar olduğunu söylemesi, "etik" ve "siyasi etik" konusunda duyarlı olan herkesin içini burktu.
* İlk "fevri" tepkilerinin ardından Başbakan'ın hediyeleri iade kararı son derece yerinde olmuştur. Bu karar, hediye vererek Başbakan'a yakınlaşma hevesindeki herkesin bu hevesini kıracaktır. En azından bir süre için kıracaktır.
* Başbakan'ın büyük ve özellikle dış ihalelerde pazarlıkları bizzat yürütmesi ve bunların sonunda devlete bir "hediye" istemesi de, yaptığı işin heyecanına verilebilir.
* Ancak şunu da hatırlatmak gerekir. Bu tür pazarlıklar ve en son ana sıkıştırılan "hediye" ya da "ekstra avanta" işleri -en azından- başbakan düzeyinde yapılması gereken işler değildir.
Devlet gerçekten kazanıyor mu?
Üstelik ticaret hayatından geldiği için Başbakan'ın çok iyi bilmesi gereken bir başka durum vardır. Pazarlık yapılırken taraflar hesaplarını kitaplarını yaparlar. Bunun sonunda bir anlaşmaya, uzlaşmaya varılır. El sıkışıldıktan sonra, koşullar zorlanıp alınacak "hediye" sonuçta "hesap dışı" bir maliyet anlamına gelir. Burada da "hediyeyi" mecburen veren tarafın ilk tepkisi, bu fazladan maliyeti bir şekilde çıkarmanın yollarını aramak olacaktır. Sonunda eğrisi doğrusuna gelir.
* Başbakan'ın bu hediye işlerini, ortak aklın yolunda ve aldığı tepkilerin ışığında çözmesi, yani bu meseleden kendini kurtarması herkes için hayırlı olacaktır.
Devletin en tepesindeki başbakanın "hediye" olayına bakışı en alta kadar iner ve o kademeleri de etkiler.
Çok uzak olmayan bir geçmişte ülkemiz fena halde bir hediye "cenneti" olmuştu. Bunu önlemek zorunda olanlar da icraatın en tepesindekilerdir.
Bayramlarımızla birlikte yaşattığımız güzel gelenekler hayatımızın önemli unsurları olmaya devam ediyor. Son yıllarda bu güzel geleneği bozan, trafik katliamıdır. Bu bayramda trafik katliamının bütün keyfimizi kaçırmaması dileğiyle Kurban Bayramınızı kutlarım.

