Başbakan Erdoğan’ın ve diğer AKP sözcülerinin bir süredir “ucube” dahil, takındıkları üslup seçim stratejisinin beklenen yönde şekillendiğini gösteriyor.
CHP’nin, bazı duygusal taraftar çıkışları dışında iktidar olmayı sağlayacak bir oy oranına ulaşmayı ummadığı da hiçbir konuda “acele etmemeleri”nden anlaşılıyor. Hâlâ açıklanması zor yolsuzluk iddialarıyla hükümete saldırmanın oya yansıyacağını herhalde kendileri de tahmin etmiyorlardır.
Kamuoyu araştırmaları yine de, yönetim değişikliği rüzgârıyla CHP’nin oy potansiyelini yüzde 30-35 olarak gösteriyor. Bu oranı Kılıçdaroğlu’nun ve yeni kadronun kampanya performansı belirleyecek. Ama CHP çevreleri için asıl hedefin yüzde 35 gibi bir oranla “rüştünü ispat” olduğunun işaretleri de geliyor.
CHP’nin kampanya performansı düşük olsa bile, CHP’ye gelmekten vazgeçecek oyların AKP’ye gitmesi, imkânsız demeyelim ama çok çok zordur. CHP’nin başarısı, gelme ihtimali olan oyların tümünün sandığa yansıması olarak ortaya çıkacak ya da çıkmayacaktır.
AKP’nin yüzde 45 dolayında görünen oy oranını artırması öncelikle Erdoğan açısından ciddi şekilde önem kazanmıştır. Bu seçim büyük olasılıkla Erdoğan’ın son seçimi olacaktır ve genel beklenti AKP liderinin siyasi hayatını Çankaya’da tamamlamak istediği yolundadır.
Erdoğan için son seçiminde “en yüksek” oy oranına ulaşmak hem tek başına çok önemlidir, hem de bundan sonra halkın seçtiği cumhurbaşkanı olmak için çok önemlidir.
CHP’den AKP’ye oy kayması çok zor olduğuna göre, Erdoğan’ın hedeflediği söylenen yüzde 50 oranına ulaşmak için çekebileceği oylar muhafazakâr kesimden gelebilecek oylardır. Burada yüzde 13-14 aralığındaki MHP seçmeni, BDP’den kolayca vazgeçebilecek bir kısım Kürt seçmen ve SP-HAS Parti hattındaki yüzde 2-2/5 oranındaki seçmen bulunuyor.
Eğer söz konusu strateji başarıya ulaşırsa MHP’nin baraj sorunu ciddiyet kazanacak, yeni Meclis’te de çok büyük bir AKP ağırlığı olacaktır. Bu uç noktadaki durumun alternatifi üç partili, AKP, CHP ve BDP’den oluşan bir Meclis olabilir. Bu olasılığın gerçekleşmesi halinde, örneğin yeni anayasa için uzlaşma imkânı artacaktır, ama başka sıkıntılar doğabilecektir.
Bunları önümüzdeki haftalarda bol bol tartışacağız. Şimdilik kesin olan, AKP’nin seçim stratejisinin şekillenmiş olduğudur.

