Sonunda pazarlıklar sona erdi, AKP hükümetinin istediği güvenceleri vermeyi kabul eden ABD yönetimi son hamlesini yapmış oldu. Türkiye'nin atacağı bir tek adım kalmıştır: Hükümete asker gönderme ve çağırma izni veren tezkereyi kabul etmek. Bununla birlikte Türkiye, Irak savaşında Amerika ve İngiltere'nin yanında yerini almış olacaktır. Varılan anlaşmada, Kuzey Irak'ta güvenlikten sorumlu olacak Türk birliklerinin Amerikalı komutanlara bağlı olmaması da yer almaktadır. Bunun anlamı şudur: Türk askerleri Kuzey Irak'ta yapacakları her şeyi Türkiye adına yapacaklardır, alınacak askeri kararlar "Türkiye'nin kararları" olacaktır.
Arap dünyasının gözünde...
Pazarlığın çetin geçmiş olması, bundan sonra olacaklar için bir güvence anlamına gelmiyor. Savaş savaştır ve hiçbir savaşın sonu önceden belli değildir. Geçen Körfez savaşı sırasında tepelerine binlerce bomba yiyen Iraklıların tavrında herhangi bir değişiklik olmadığı gibi Saddam yönetimi de böyle bir savaştan zayıflamak bir yana, kendi ülkesinde ve Arap dünyasında güçlenerek çıkmıştır. Kuşkusuz bugünkü savaş teknolojisi, on yıl öncenin teknolojisine göre birkaç kat ilerlemiş durumdadır. Amerikan-İngiliz kuvvetleri öyle bir teknolojiyle gelmektedir ki, bir hafta içinde Irak'ta taş üstünde taş kalmayabilir. Bu da savaşın gerçek sonuçları açısından belli ölçüde bir anlam taşıyabilir. Çünkü bu savaşı, nasıl dünya "hazmetmekte" güçlük çekmişse, bütün Arap ve Müslüman dünyası da "kendisine karşı savaş" olarak görme eğilimdedir. Saddam Hüseyin, Arap dünyasında "kahraman" olarak bir süre daha kalacaktır. Bu sürenin ne olacağı şimdiden kestirilemez. Saddam Hüseyin, Irak dağlarına çekilebilir, cephede ölebilir, sarayında öldürülebilir, Amerikan kuvvetleri tarafından esir alınabilir, ama hangisi olursa olsun, Arap dünyası onu "kahraman" olarak görecektir.
Savaş planları ve terör
Savaşın iki haftada bitirilmesi ve iki yıllık bir işgal planı da uygulanabilir. Ama bu planların kağıt üzerinde yer aldıkları gibi uygulanması "terör" meselesinin gündemden düşürmeyi epeyce bir süre sağlayamayacaktır. Afganistan'da bütün askeri gelişmeler "planlandığı gibi" olmuştur, yeni yönetim kurulmuştur. Ama Usame Bin Ladin'le merkez ekibi yakalanamamıştır ve dünyaya mesaj göndermeye devam etmektedir. Türkiye'nin savaşta yerini almasına sadece bir "tezkere kabulü" kadar süre kalmıştır. Kimilerine göre, kararsız ve tarafsız kalmak yerine karar almak her zaman daha iyidir. Türkiye kararını, vicdanını ve aklını zorlayarak almıştır. Bu "akıl zorlaması" da gelmiş para pazarlığına dayanmış ve nihayet sonuçlanmıştır. Hem dünya, hem bölgemiz, hem ülkemiz yepyeni ve bilinmeyenlerle dolu bir döneme girmektedir. Hayırlı olsun demek dışında söylenebilecek söz de kalmamıştır. Hep birlikte temenni edelim ki, alacağımız "yaralar" da kısa zamanda onarılsın ve hep birlikte derin bir nefes alıp "geçmiş olsun" diyelim.
Hayırlı olsun ve geçmiş olsun
Sonunda pazarlıklar sona erdi, AKP hükümetinin istediği güvenceleri vermeyi kabul eden ABD yönetimi son hamlesini yapmış oldu
Haberin Devamı

