Sandıktan büyük hayal kırıklığı ile çıkanların bir bölümü seçim sonuçlarının "meşruiyeti"ni tartışma konusu yapmaya çalışıyorlar.
Sorun, oyların yüzde 45'inin Meclis'te temsil edilemeyecek olmasıdır.
Türkiye'ye yüzde 10 barajlı seçim sistemi yeni gelmemiştir. Merkez partileri zayıflama sürecine girdikleri günlerden bu yana baraj meselesi de tartışılmaya başlamıştır.
Çözmediniz, ertelediniz...
3 Kasım'da barajın altında kalarak "emekliye sevkedilen" partilerin tümü 1991'den bu yana birçok kez iktidarda bulunmuşlardır. Bu partilerin yöneticileri, seçim sistemi ve seçim yasaları üzerine tartışmalar yapıldıkça konuyu derinlemesine tartışmayı ve bir çözüme yönelmeyi ertelemişlerdir.
Yasa böyledir, bu partiler bu yasayı kabul etmişler ve daha adil bir sistemi getirmek için çaba sarfetmemişlerdir. Yeni Türkiye Partisi'nin üst kademesi yıllarca hükümette görev almış, DSP'nin de üst kademesini oluşturmuş kişilerdir. DYP, ANAP, DSP ve MHP seçim sisteminin değiştirilmesi imkân ve iktidarına sahip olmuş partilerdir.
Bütün bu partiler zamanında imkânlarını kullanmamış ve seçime bu sistemle gidilmiştir.
Artık seçimin ve sonuçlarının meşruiyetini tartışmaya kimsenin hakkı yoktur. Deniz Baykal da "dışarda kalmış oylar" meselesine ayrı bir bakış getirmiş ve CHP'nin parlamentoda onların da "temsilcisi" olacağını söylemiştir.
Bugünkü sistemin amacı zaten bu sonucu almaktır. Turgut Özal seçim sistemini değiştirirken, o günkü ANAP'in durumunu göz önüne alarak yüzde 30'luk bir oy oranıyla tek parti iktidarının kurulmasını sağlamayı amaçlamıştır. Ve 3 Kasım seçiminin sonucu, aynen Özal'ın amacına uygundur.
Tartışmanın altı boş!
Pazar günü, kelimenin tam anlamıyla sandığa "gömülenler"in meşruiyet tartışması yaratmaya çalışmalarının hiçbir anlamı yok. Çünkü bu çabanın altı boştur.
Seçim yasalara uygun olarak, en demokratik şekilde yapılmış ve sonuç alınmıştır. Bundan sonrası apayrı bir siyasal süreçtir. Mağlupların da neden böyle olduğunu iyi anlamaya çalışmak ve buna göre ya siyaset sahnesini terket-mek ya da yeni döneme uygun bir yapılanma düşünmek dışında yapacakları bir şey yoktur.
Bu sonuçlara göre kurulacak hükümet de şu anda ülkenin üçte birinin onayını almış olsa da "meşru"dur.
Yaprak dokumu
İlk hareket seçim gecesi MHP lideri Devlet Bahçeli'den geldi. Bahçeli, erken seçim sürecini başlatmış, Genç Parti'nin kendi tabanına yöneldiğini farketmemiş ve MHP'yi eski düzeyine çekmiş olmanın sorumluluğunu hemen üstlenip görevi bırakacağını açıkladı.
Daha mahcup bir ifadeyle de olsa Tansu Çiller, bu tutumu izleme kararı almıştır. Mesut Yılmaz ise çok net davranmıştır. Ecevit zaten seçim sonrası partinin başından ayrılacağını açıklamıştı. Bu dört parti arasında "tam en-kaz"a dönüşmemiş olan sadece DYP'dir. Bu partinin yeni bir yönetim ve kötü anıları hafızalardan silecek bir yeni başlangıç yapma şansı bulunmaktadır.
Yeni Türkiye Partisi'nin bazı sözcülerinin tekrar ettikleri gibi solda "çağdaş bir anlayışın" partisi olma iddiası inandırıcı gelmemiş ve bu parti partileşemeden kepengi kapamıştır.
Büyük temizliğin arkasından büyük bir yeniden inşa döneminin gelmesi gerekir. Ama gerçekten yeni zihniyetlerle, gerçekten yeni yüzlerle.
Hayır! ''Meşru''dur...
Sandıktan büyük hayal kırıklığı ile çıkanların bir bölümü seçim sonuçlarının "meşruiyeti"ni tartışma konusu yapmaya çalışıyorlar.
Haberin Devamı

