Türkiye’nin Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ndeki İran’a yaptırım kararı oylamasında çekimser oy kullanması bekleniyordu ama “hayır” oyu kullandı.
Türkiye, Brezilya ile birlikte sağladığı uzlaşmanın, İran’ın da imzalamasına rağmen Batı tarafından kabul görmemesi üzerine “evet” oyu veremezdi.
Ancak, “hayır” vermesi de beklenmiyordu.
BM’deki Türkiye Temsilcisi’nin oylama öncesindeki konuşmanın içeriğinde, İran’a da dünya ile işbirliği yapma çağrısı yer alıyordu. Ne var ki o konuşmanın içeriği sadece çok dar diplomatik çevrelerde ele alınacaktır.
Sonuçta, “yüzünü Doğu’ya mı çevirdi” sorusu yoğun şekilde sorulurken Türkiye, bölgede İran’ın “tek destekçisi” konumuna geldi. Dünya Türkiye’nin “hayır” oyunu bu şekilde algılayacaktır.
Kendi iç dengelerinde, İran tarafından desteklenen Hizbullah’ın önemli bir yeri olan Lübnan, “çekimser” oy kullandı. “Çekimser oy” İran ile görüşme yollarını “tıkamama” iradesi, bu yöndeki çabaları sürdürme ama aynı zamanda da dünyanın ana politikasından kopmama yolunda bir niyet ve kararlılığın beyanı olarak görülecek.
Brezilya’nın “hayır”ına ise dünya kuşkusuz başka türlü bakacak, bu tercihi radikal dinci bir rejime destek olarak değil, ülkeyi yöneten Lula’nın “anti-Amerikan” pozisyonlarının bir devamı olarak niteleyecektir.
İran’a uygulanacak yaptırımların Türkiye’ye muhtemel etkileri konusunda değişik yorumlar yapılıyor. Bunlar zaman içinde ortaya çıkacak. Ama hatırlanması gereken, BM Güvenlik Konseyi kararlarının “kesin” ve Türkiye’nin bunlara uymasının da zorunlu olduğudur.
Hükümetin siyasi tercihini “hayır” olarak kullanması dolayısıyla, Birleşmiş Milletler ve uluslararası camia Türkiye-İran ilişkilerini çok daha yakından izleyecektir.
İran’a yaptırımlara “hayır” oyu, Gazze dolayısıyla Başbakan Erdoğan’ın “Hamas’a destek” konuşmaları ile birlikte ele alındığında Türkiye’nin “radikal dinci İran rejimi ve radikal dinci terör örgütü Hamas’ın açık destekçisi” konumunda görüleceği, “Türkiye yüzünü Doğu’ya mı dönüyor” diye soranların dünden itibaren “Türkiye İran ve Hamas’ın yanına kadar gitti” diye düşünecekleri ortadadır.
AKP hükümeti ve Başbakan “hayır” oyunun getireceği sonuçları gereğince değerlendirmiş ve kararı ondan sonra mı vermişlerdir?
Bundan böyle İran ile Batı arasında gerginlik had safhaya ulaşacaktır. Hayır kararını alanlar bunu öngörmüşler midir?..
Çok yakındaki Hamas meselesini dikkate aldığımızda bu sorulara evet diye cevap vermek ne yazık ki zorlaşıyor.
Başbakan, kendisine gelene kadar Türkiye Cumhuriyeti’nin dış politikasını diplomatların belirlediğini ve “monşerler” diyerek aşağıladığını sandığı bu “kamu görevlileri” nin ülkeye faydalı bir şey yapmadıklarını söylemişti. Şimdi bu “hayır” ın Türkiye’ye nasıl bir faydası olacağını açıklamak da kendisine düşüyor.

