Kampanyanın son haftasına girilirken, iki liderin konuşmalarında açık bir farklılaşma ortaya çıktı. Tayyip Erdoğan, tonu biraz daha düşürürken, Kılıçdaroğlu ve CHP yükseltti.
Erdoğan, İstanbul konuşmasında, hayır oyu vermenin de “vatana ihanet” olmayacağını açıkça söyleyerek yeni bir tavırla ortaya çıktı.
Kılıçdaroğlu ise aynı saatlerde Ankara’da sert üslubunu sürdürüyordu, 13 Eylül günü Türkiye’nin bir karanlığa sürükleneceği korkutmasına devam etti.
CHP Genel Başkanı daha koltuğuna ısınamadan, partisinin yönetimine istediği gibi bir şekil veremeden çok önemli bir sınava girmiş oluşunun etkisinde konuşmaya devam ediyor.
Geçen hafta “yüzde 60 evet çıkması halinde bile, ülkenin yüzde 40’ının istemediği bir anayasanın ülkenin anayasası olamayacağını” söyledi.
1961 Anayasası, karşı propaganda imkânları son derece kısıtlı olduğu halde ancak yüzde 61,7 evet ile kabul edilmişti. Kapatılmış, yöneticileri hapse atılmış olan Demokrat Parti taraftarları sadece “hayırda hayır vardır” diyebilmiş, anayasanın içeriğiyle ilgili hiçbir tartışmaya girememişlerdi. 1982’de askeri yönetimin hazırladığı anayasanın referandumu öncesinde “hayırda hayır vardır” demek bile mümkün değildi ve oylamada yüzde 92 evet çıkmıştı.
Oyunun kuralını kabul ederek oynayanların ne yapabilecekleri demokrasinin kitabında yazıyor. CHP iktidar olursa anayasayı, seçim kanunlarını değiştirir, her türlü anayasa değişikliğinin kabul edilmesi için yüzde 65 evet gerekir kuralını koyar, hatta isterse herhangi bir siyasi partinin tek başına iktidar olabilmesi için de mutlaka yüzde 50’inin üzerinde oy alması gerekir diye bir hüküm de getirir...
Son hafta iki lider de aynı ana temaları işleyecek. Tayyip Erdoğan, bunun bir seçim değil anayasa referandumu olduğunu, anayasa değişikliğiyle demokratikleşme yolunda bir adım daha atılmış olacağını söyleyecek.
Kılıçdaroğlu da, bu anayasa değişikliğine verilecek evet oylarının aslında AKP’ye verilmiş olacağını ve açılan kapının ardında karanlık bulunduğunu tekrar edecek.
Kamuoyu araştırmalarında kararsızların oranı hâlâ yüksek görünüyor. Eğer bu kitle gerçekten kararsızsa, iki taraftan gelen ağır baskılar nedeniyle oyunu açıklamaktan korkanlardan oluşmuyorsa, iki liderin son hafta performanslarının hâlâ şu andaki 54-46 dengesinde değişiklik yapabileceğini varsayabiliriz.

