Hayal âleminin anayasası

Haberin Devamı

Bizdeki son anayasa tartışması, -tartışma demek bile zor, muhabbetleri içinde büyük bir hayal tekrar edilip duruyor. Anayasa için toplumsal uzlaşma gerekirmiş, yani toplumun çoğunluğunun bile değil, tamamına yakınının o metni benimsemesi gerekirmiş gibi bir fikir ortalıkta dolaştırılıyor.

Çok güzel; keşke öyle olsa; öyle bir anayasa yapılsa ve bu anayasa halkın gerçekten özgür iradesiyle, bütün siyasi kurumların katılımıyla, oy birliğiyle kabul edilse...

***


Bizim anayasalarımızın nasıl yapıldığını hatırlayalım.

1921 ve 1924 anayasaları cumhuriyet devriminin hukuki temelini oluşturmak için yapıldı, Meclis’te bu anayasaların muhalifi çoktu, cumhuriyetin ilanına karşı olanlar da çoktu. Ama güç devrimcilerdeydi; gücü halktan değil inanç ve fikirlerinden almışlardı, gereğini yaptılar.

1961 anayasası, içeriğinde ne getirmiş olursa olsun bir darbe anayasası olarak yapıldı. Kurucu Meclis’i o günün güç sahipleri belirledi, anayasa halkoyuna sunulurken karşı propaganda yapılmaması için bütün tedbirler alındı, yine de halkın üçte biri hayır dedi.

***


1982 Anayasası’nı yine 1961’de olduğu gibi o günün güç sahipleri; gücü silahlarından almış olan güç sahiplerinin seçtiği heyet yaptı.

‘Hayır’ları azaltmak için her türlü baskı yapıldı, hile yapıldı; hayır propagandası yapmak yasaklandı. Sonunda anayasa halkın yüzde 92’si tarafından onaylandı. Oldu mu şimdi “toplumsal uzlaşma?”

Halkın yüzde 92’sinin evet dediği anayasa hakkında bugün lehte konuşan, konuşabilen bir tek kişi yok. Herhalde gönlünden geçiren vardır ama ayıplanmaktan korkuyorlardır onlar da.

Dört anayasamızın dördü için de güç sahipleri herhangi bir “toplumsal uzlaşma” aramadı.

Mustafa Kemal’in anayasalarını soracak halk da yoktu, ama diğer iki anayasa, en açık deyimiyle “zorla” kabul ettirildi.

Anayasa denildiğinde bazı Batı ülkelerine imreniyoruz: Mesela Amerikan anayasası, bir devrim anayasasıdır, İngiliz anayasası yerine geçen metin, yine devrim ürünüdür. Hitler sonrası Alman anayasası hazırlandığında Almanya Müttefiklerin denetimindeydi. Bizde pek popüler olmayan Japonya Anayasası da İkinci Dünya Savaşı sonrasında Amerikalılar tarafından yazılmış bir anayasadır.

***


12 Eylül günü anayasa değişikliği için özgür irademizle oy kullanacak olmamızın kıymetini bilelim.

Değişikliği hazırlayanların bunları bize “dayattığını” düşünsek bile öncelikle sahip oldukları güç silahlarından değil, yüzde 40 dolayındaki halk desteğinden geliyor. Hayır denmesini isteyenler de evet denmesini isteyenler de istedikleri gibi konuşabiliyor, üstelik sandık başına gittiğimiz sırada “acaba verdiğim oy dolayısıyla başım derde girer mi” gibi bir kuşkumuz da olmayacak.

Anayasa değişikliklerine hayır derken korkmamak gibi bir durumla ilk kez karşılaşıyoruz, kıymetini bilelim. Tabii bunun için de işkembeden sallayanlara inanmak yerine, anayasa nedir, nasıl yapılır, bizde neler olmuştur gibi konularda bilgi sahibi olmaya da dikkat edelim.

DİĞER YENİ YAZILAR