Hasta beyinlere en ağır ders

Hrant Dink’e sıkılan mermiler anında geri döndü. O mermileri sıktıran hasta beyinler bir kere daha ortalığa döküldü, saçıldı. İnsanlık düşmanı yüzleri, vatan hainliğinin çürüttüğü yürekleri bir kere daha olduğu gibi gördük

Haberin Devamı

Hrant Dink’e sıkılan mermiler anında geri döndü. O mermileri sıktıran hasta beyinler bir kere daha ortalığa döküldü, saçıldı. İnsanlık düşmanı yüzleri, vatan hainliğinin çürüttüğü yürekleri bir kere daha olduğu gibi gördük.

Hrant Dink’in cenazesinin ardından yürüyen on binlerce insan o hasta beyinlerin bu toplumu daha fazla hasta edemeyeceklerinin güvencesini verdi.

Bu cenaze yıllarca hatırlanacak. Çünkü bu cenaze Türkiye’nin bir barış ülkesi olmasını isteyenlerin seslerini yükseltebildiğini de gösterdi.

***

Aslında bu cenaze tam anlamıyla kalkmış değildir. Bu cenazenin ve yüreklerdeki ağırlığının kalkması için devletin, evet devletin bütün çete oluşumlarının üzerlerine kararlı şekilde gitmesi, kendilerine ne isim takarlarsa taksınlar, isterlerse kendilerini “derin devlet” diye nitelesinler, hepsinin temizlenmesi gerekmektedir.

Uğur Mumcu’nun cenazesi bu temizliği sağlayamadı. Çünkü Ankara’daki iktidarın başında “bu vatan için kurşun atanlar” diyerek çetecileri, kendilerine milliyetçi adı veren uyuşturucu kaçakçısı, silah kaçakçısı katilleri savunacak kadar densiz ve ruhsuz bir başbakan vardı.

Ama o başbakanı da her akşam ışıklarını yakıp söndüren on binlerce kişinin iradesi götürdü ve Türk siyasi tarihinin utanç sayfaları arasında kalmasını sağladı.

Hrant Dink cinayetini, Abdi İpekçi ve Uğur Mumcu cinayetlerinin halkası olarak görüp, bütün bu değerli kişileri öldüren hasta kafaların aynı halkanın ya da örgütlenmelerin parçası olduğunun bilincine varırsak bir ilerleme sağlayabiliriz.

***

Bu oluşumların kendilerine biçtikleri görev Türkiye’nin ve Türk toplumunun barış ve huzur içinde yaşayabildiği, her şeyi konuşabildiği, her şeyi tartışabildiği bir dünyada yaşamasını engellemektir.

Bu arada bazı soruları da sormaya devam etmemiz gerekiyor.

Örneğin soruşturma devam ederken katilin “milliyetçi etkilerle ve bireysel olarak” cinayeti işlediğini ilan eden Emniyet Müdürü hakkında bir işlem yapılmış mıdır? Çünkü o açıklama en azından soruşturmanın gizliliğinin bozulması anlamına gelmektedir ve bu da suçtur.

Örneğin bu cinayeti kışkırtan bir ortam yarattığı için, her ortamda saldırılar düzenleyen, Hrant Dink’i hedef seçmiş olan “milliyetçi” avukat hakkında herhangi bir işlem yapılmış mıdır?

Örneğin adı Susurluk çetesince işlenmiş suçlarla bağlantılı olarak defalarca ortaya çıkmış, ama hakkında bir işlem yapılmamış olan bir emekli askerin adı yine Hrant Dink’e tehdit iddiasıyla ortaya atılmıştır, bu kişi için herhangi bir soruşturma yapılmakta mıdır?

***

Bu soruların cevapları Ankara’nın durumun ciddiyetini algılayıp algılamadığını, hasta kafaların kurdukları çetelerin üzerine gitmeye kararlı olup olmadığını da gösterecektir.

Türkiye’yi kana bulayan çeteler, Türkiye için, Türk toplumu için Kerkük meselesinden çok daha önemli ve tehlikelidir. Türkiye’yi bunlardan temizleme iradesini göstermek de gerçek milliyetçilik, vatanseverliktir.

DİĞER YENİ YAZILAR