Hangisi doğru?

Türkiye'de birkaç yıl önce ağır bir mali kriz yaşandı. Bu krizde bankacılık sistemi çok ağır bir yara aldı. Bazı bankalar krizin getirdiği yük dolayısıyla fiilen "battı"

Haberin Devamı

Türkiye'de birkaç yıl önce ağır bir mali kriz yaşandı. Bu krizde bankacılık sistemi çok ağır bir yara aldı. Bazı bankalar krizin getirdiği yük dolayısıyla fiilen "battı". Bazı bankalar ise sahipleri tarafından içleri boşaltıldığı için battı. Sonuçta 22 bankaya devletin ilgili kurumları tarafından "el konuldu". Bunun nedeni krizin daha fazla yayılması, başka bankaların da batmasını önlemekti. Bu "el konulan" bankaların yarattığı ağır yük devlet tarafından karşılanmaya çalışılırken, kamuya geçmiş olan bankalar birleştirildi, bazıları parça parça satıldı. Sahipleri tarafından içleri boşaltıldığı için el konulmuş olan bankalarla ilgili ceza davaları devam etmektedir.

* Son günlerde ise yüksek yargıdan ilginç kararlar çıkmaya başladı. Daha önce devletin, fiilen battığı için el koyduğu bankaların eski sahiplerine verilmesi için yüksek idari yargı tarafından ardı ardına kararlar alınıyor.

* O dönemlere bakmak gerekir: Bu bankalara yetkili devlet kuruluşları, "battığı" için el koymuştu. Bunların bazılarının sahiplerinin de "el konsa da kurtulsak" diye çalmadık kapı bırakmadıkları, o günlerin gazetelerinden kolaylıkla tespit edilebilir. Sözkonusu bankalara devlet el koyduğu için, bunların getirdiği ağır mali yük de devlet tarafından karşılandı. Türk halkına devletin anlattığı buydu. Herkes de meseleyi bu şekilde anladı. Devlet bu yükü karşılamak için karmaşık mali operasyonlar yaptı, yükün önemli bölümü de halkın tümünün verdiği vergilerden karşılandı. Simdi bu bankaların eski sahiplerine verilmesine ilişkin idari kararlar ne anlama geliyor?

* Birinci olarak, bu kararları alan yargı kuruluşlarını bankacılık hakkında ve o dönemdeki mali kriz hakkında uzman olmadıklarını bilmek için tek tek tanımaya gerek bile yok.

* Yargının, bankacılık ve mali sistem konusunda uzman olmayan heyetlerinin bu bankaların eski sahiplerine geri verilmesi yolunda kararlar alması oldukça garip sonuçlar yaratacak. Bu bankalar, başka bankalarla birleştirildiği ve parça parça satıldığı için eski sahiplerinin alabilecekleri geride kalmış bir şey yoktur. Sadece "isim" alabilirler.

* O zaman bu eski sahipler dönecek ve devletten "uğradıkları zararın" karşılanmasını isteyecek. Bu da yeni davalar demek ve eski sahiplerin ellerinde "kapı gibi" yargı kararları olduğu için de devlet bunlara tazminat ödeme olasılığıyla karşılaşacak. Türkiye büyük bir mali kriz yaşadı, bütün ekonomi durdu, hâlâ toparlanmış değil. Ve biz bu krizi bile aşamıyor, bıraktığı tortulan bile temizleyemiyoruz.

* Zamanında bu bankalara el koyma kararı alan yetkili kuruluşlar mı bizi kandırdı, yoksa bu bankaları eski sahiplerine iade kararı alan mahkemeler mi bu işten anlamıyor? Yargının işleyişinin bütün boyutlarıyla konuşulması gerektiğini batık bankalar meselesi bir kez daha kanıtlıyor. Bu yargı sistemi ve bu "yönetemezlik"le hangi sermaye, hangi yabancı sermaye gelir de Türkiye'ye yatırım yapar?

DİĞER YENİ YAZILAR