Hangi sol?

Haberin Devamı

Ergenekon sıkıntısının bir faydası da “sol”un ne olduğu, ne olması gerektiği üzerine yeni bir tartışmanın yolunu açması oldu.

Bu tartışmanın merkezinde solun kendisini “ilerici askeri müdahaleler”e göre konumlaması yatıyor.

“Türkiye’de sandıktan asla sol çıkmaz” inancı çok partili demokrasiyle ilgili anlamsız kuşkuların kaynağı olmuştur.

Türkiye’de sol nasıl iktidar olabilir?

1960 darbesinden beri “kestirme yol” hesabı yapanlar bu sorunun cevabını aynı şekilde vermeye çalışıyor. Onlara göre askeri darbeler ikiye ayrılır “bizden olanlar” yani sola yakın görünenler haklıdır, “bizden olmayanlar” haksızdır.

Bu “bizden olan-olmayan” ikilemi de tabii durduğunuz yere göre her zaman değişir.

27 Mayıs 1960’ta ülkenin en az yarısı mutsuz olmuştu, ama silahın gücü karşısında mutlu olmuş gibi yaptılar.

12 Mart 1971’de “bizden olan darbe” olamadı, “bizden olmayan darbe” oldu ve işler karıştı.

12 Eylül 1980’de ise halkın büyük çoğunluğu “ne olur gelin” aşamasına getirilmiş, müdahalenin maddi ve manevi altyapısı tam olarak sağlanmıştı.

***


2000’li yıllarda sol kendi geçmişini ve “neden sandıktan çıkamıyorum” sorusunun cevabını aramak yerine yine “kestirme yol” hayallerinin peşine düşme eğilimine girdi. Kendisini “sol” olarak niteleyip ülkenin irticanın pençesine düşmesinden korkanlar “o sabahı” beklemeye başladı.

Şu anda CHP, DSP ve çok sayıda küçük parti kendisini “solun sahibi” gibi görüyor. Ama ortak özellikleri, gerçek “sol politikalar” geliştirmekteki yeteneksiz ve beceriksiz halleridir.

CHP “laiklik” meselesini tek dayanak yaparak yüzde 20 oyunu garantiye almak dışında herhangi bir politik alanda bulunmuyor.

DSP kendisinin ne olduğu konusunda sıkıntılar yaşıyor. Bu iki partide de orta ve uzun vadeli politikalar üretme konusunda herhangi bir çaba ve istek görünmüyor.

***


Kendisini sol olarak niteleyenlerin içine kapanma ve dünyayı izleme eksikliği bakımından diğer kesimlerden fazla bir farkı yoktur. Bugün Güney Amerika’da çok sayıda ülkede sol partiler iktidardadır. Batı Avrupa’da sol partiler ya iktidardadır ya da birinci seçenek konumunda ve gücündedir. Orta Avrupa’da eski komünist partiler çok ciddi dönüşümler yaşamış, yeni dönemin gerçeklerine uygun politikalar üretmeyi ve tekrar ülkelerinin hayatında etkili olmayı başarmışlardır.

Bütün bu ülkelerde yapılan tartışmaların, üretilen fikir ve politikaların binde birini olsun üretmeden, orada olanları bile izlemeden “sol” aramaya çalışanlar, yaşadıkları hüsranı da açıklayamıyorlar.

Bir Ergenekon olayı bile kafaları karıştırmaya, sol ile demokrasinin ilişkisini bulandırmaya yetebiliyor.

DİĞER YENİ YAZILAR