Hangi mahalle?

Haberin Devamı

Yeni bir kavramımız oldu, “çevre baskısı”nın yerini “mahalle baskısı” aldı. Bu, korkutucu bir kavram, çünkü mahalle baskısının hep geriye doğru, olumsuza doğru işleyeceğini düşünüyoruz.

Geçenlerde zavallı yavru bir ayıyı çivili sopalarla öldürenlerin yaşadıkları bir kendi köyleri var, aileleri var, arkadaşları var, büyükleri var. Yani mahalleleri var. O “mahalle” bu cinayeti işleyenlerin yüzlerine tükürseydi, bu katillerle konuşmasaydı; okula gidiyorlarsa mahalle arkadaşları onlarla ilişkisini kesseydi... Bu tutum da bir “mahalle baskısı” olurdu.

Bizde en yaygın “insan türlerinden” biri, herhangi bir nedenle evinde karısını, çocuklarını döven adamdır.

Komşular, yani “mahalle” bir evden yükselen çığlıkları duyar, olay bazen karakolluk olur ama kadın her zaman şikâyetini geri alır.

Sonra o adam kahveye çıkar. Ve “mahalle baskısı” durumuyla karşı karşıya kalır.

“Mahalle baskısı” gelip adamın omzunu sıvazlayıp “geçmiş olsun” demek, ailesine yaptığı kötü muamelenin gerekçelerini üretmek, hatta bu adama kahraman muamelesi yapmak şeklinde ortaya çıkabilir.

Tabii bu durumda da o adam birkaç gün sonra gider yine ailesini dayaktan geçirir.

Mahalle baskısı başka türlü de olabilir. Adam kahveye çıktığında kimse onunla göz göze gelmek istemez, yarım yamalak selam verilir, bir masaya oturduğunda diğerleri o masadan kalkar gider. Bu da mahalle baskısıdır. Ama farklı bir zihniyeti, farklı bir anlayışı yansıtan mahalle baskısı.

***

Mahalle baskısının yönünü belirleyen, mahallenin içinde bulunduğu “kültür”dür. Mahalle baskısı hep vardır ve hep olacaktır. Tabii her zaman da bulunulan kültür düzeyini hayata taşıyacaktır.

Şu anda yayılan ve yaygınlığını fazlasıyla hissettiren köy-kasaba kültürü olduğu için, mahalle baskısının hep geriye doğru işlemesinden çekiniyoruz.

Kız çocuğunu okula göndermeyen bir babaya komşularının gidip, yaptığının yanlış olduğunu anlatmasını beklemiyoruz; tam tersine, kızlarını okula göndermeyenlerin gönderenlere kötü gözle bakmasını bekliyoruz.

Çivili sopalarla ayı öldürenlerin köy kahvesinde tecrit edilmesini beklemiyoruz; tam tersine, cinayeti hikâye edip defalarca anlatmalarını, çevredekilerin de dinledikçe kahkaha atmalarını bekliyoruz.

Mahalle baskısı, sadece türbanla ilgili bir durum değil.

Köy-kasaba kültürü baskın çıktığı sürece mahalle baskısı sadece türbanda değil, hayatın birçok alanında geriye doğru işleyen bir sistem olarak devam edecek.

Köy-kasaba kültürü giderek daha fazla alanda egemenliğini kurduğu sürece de türban, bu eski dünyanın unsurlarından sadece biri olarak kalacak.

*****

NOT: Pazar günü için bir soru: Reklamlarda Türk bayrağı, milli marşımız ve başka milli unsurlar biraz fazla kullanılmıyor mu?

Reklam sonuçta ticari, ekonomik bir faaliyettir ve ekonomik sonuçlar hedefler. Milli marşımızın, bayrağımızın ticari bir faaliyette kullanılması doğru mudur?

Bu soruların devamı da var: Bu milli unsurları kullanmayan şirketler daha az vatansever midir?

DİĞER YENİ YAZILAR