Hangi kimlik?

Kimlik tartışması devam ediyor. Çünkü basit bir alt kimlik-üst kimlik kavramını bilmeyen "önemli" kimseler bu kavramları çiklete çevirdi

Haberin Devamı

Kimlik tartışması devam ediyor. Çünkü basit bir alt kimlik-üst kimlik kavramını bilmeyen "önemli" kimseler bu kavramları çiklete çevirdi.

Türkiye'deki durumdan kafası karışanların yanına bu kavramları bilinçli olarak çarpıtanlar da katılınca durum iyice içinden çıkılmaz hale getirilmiş oldu.

Başbakan Erdoğan da sürekli olarak bu kavramlara dayanan tanımlar getirmeye çalışıyor. Ancak bu konuda temel bilgilere sahip olmadığı için tanımları birbirine karıştırıyor. Yeni bir şeyler söylemeye çalışıyor, sonra onları düzeltmeye uğraşıyor, böylece kargaşalığa katkıda bulunuyor.

CHP Genel Başkanı Baykal ise Başbakan'ın her yanlışını eleştirme tarzıyla kavramların karışmasına katkıda bulunuyor.

Alt kimlik-üst kimlik kavramlarının doğru anlaşılması Türkiye'nin bugünkü yapısını anlamak için gereklidir. Ancak halen siyasiler tarafından yürütülen tartışma tarzıyla bu konuda bir açıklık sağlanması mümkün değildir.

Türkiye'de bir "Kürt sorunu" vardır. Ve bu sorunun, sorun olarak devam etmemesi için de geniş bir toplumsal uzlaşma sağlanması gerekmektedir.

Ankara'nın derdi ne?
Bu sorunun konuşulmaya başlanması kolay olmadı. Bunun gecikmesi de tartışmasız şekilde karanlıktan siyasi rant sağlayanlara, terör örgütlerine ve bu örgütleri destekleyenlere yaradı.

CHP sözcüleri halen, bütün yaşananlara karşılık ortada bir sorun yokmuş havasında konuşmaya devam etmektedir. Sosyal demokrat nitelikli bir parti için bu tür bir sorunun birincil önemde olması ve bu partinin, sorunun ortadan kalkması için en büyük katkıyı sağlayan kurum olması gerekir.

Bugünkü manzara ise, Ankara'nın durumu açısından hiç de umut verici görünmüyor.

Başbakan bir takım tanımlar yapmakta, kavramları karıştırmakta, her sözünün ardından bir düzeltme ya da açıklama yapmaktadır. Ana muhalefet lideri de haftada üç kez bunları eleştirmektedir.

Böyle bir ortamdan "çözüm"e yönelik yapıcı düşüncelerin çıkmasını beklemek zordur. Siyasilerin önce "derslerini" iyi çalışmaları, kurmaylarıyla tartışmaları gerekir.

Ancak Ankara'daki geçerli siyaset anlayışı, böyle önemli bir konuda bile ayak üstü konuşma ve "lafa laf oturtma" tarzının ötesine geçmemiştir.

DİĞER YENİ YAZILAR