Haberin Devamı
Deniz Feneri hamurunun suyu Almanya’dan gelmeye devam ediyor. Almanya’dan Türkiye’ye gönderilen büyük paraların aktarımında bir medya grubunun yönetimindeki kişilerin adları mahkeme sürecinde telaffuz edilmeye devam ediyor.
Tayip Erdoğan’ın geçen haftalardaki öfkesinin asıl nedeni biraz daha ortaya çıkıyor. Söz konusu medya grubu, Tayyip Erdoğan’ı siyasi hayatının başından beri desteklemiştir. 1994 yerel seçimlerinde CHP, ANAP ve DYP’nin ağır yanlışlarının İstanbul Belediye Başkanlığı’na taşıdığı Erdoğan’ın yanındaki ilk destek hep bu grup olmuştur.
AKP’nin iktidara gelişinden itibaren bu medya grubu içinde sorumluluk almış birçok kişinin birçok önemli göreve getirildiğini de herkes hatırlayacaktır...
Erdoğan anlaşılan basit bir denklem kurmuş. Ülkenin 6 büyük medya grubu “aile”nin yönetiminde. Üçüncü büyük grubun daha önceki krizler dolayısıyla hükümete herhangi bir şekilde muhalefet etme imkânı yok. Dördüncü grup olan ve Fethullah Gülen’e yakınlığı bilinen medya grubu da uzun süredir AKP’yi ve Erdoğan’ı destekliyor. 2001 krizinde dağılan bir medya grubunun bir parçası da yine AKP’ye yakın kişilerin sahipliğinde ve yönetiminde.
Yanlış anlaşılmasın bütün bu gruplarda dünya görüşü ne olursa olsun, ister AKP’ye çok yakın siyasi görüşlere sahip olsun isterse biraz mesafeli olsun, çok sayıda ciddi gazeteci ve yazar da çalışıyor. Bu grupların tahlili yapılırken fikir namusuna sahip yazı emekçilerini her zaman ayırt etmek gerekir.
Deniz Feneri hırsızlığının, bütün bu medya yapısına baktığımızda Tayyip Erdoğan için, son günlerin çok revaçta deyimiyle bir “kırılma noktası” olduğunu görebiliriz. Kendisini en başından beri desteklemiş olan ve medya dışında da işleri olan bir grubun adının, Deniz Feneri hırsızlığına karışmış olmasını Erdoğan kaldıramamıştır. Bunu kendisi açısından bir “vefa” durumu olarak görenler de olabilir.
Ama derneğin mahkeme süreciyle ilgili Almanya’dan gelen son haberleri dikkatle okuyanlar olayın ciddiyetini göreceklerdir. Ve Erdoğan’a yöneltilmiş olan “neden” sorusunu soranların sayısı artacaktır. Erdoğan şimdiden bu soruya mantıklı bir cevap hazırlamaya başlasa kendisi açısından iyi olur.

