Haberin Devamı
Tayyip Erdoğan’ın İsrail’in Gazze saldırısı sonrasında yaptığı duygusal ve dengesiz konuşmalar sonuçlarını vermeye başladı.
Siyasi tahlillerde aynı soru sık sık gündeme geliyor: Ankara Hamas’ı destekliyor mu?
Erdoğan Gazze saldırısının başından beri siyasi yorumlarla duygusal tepkileri birbirinden ayırt etmeden konuştu. Üslubu, bir tek Arap ülkesinin liderine, Libya’nın Kaddafi’sine benziyordu. Bütün Arap ülkeleri Hamas konusunda belli bir mesafe koymaya dikkat ederken Erdoğan bu dikkat ve özeni göstermeden “arabulucu” rolüne soyunarak ciddi bir siyasi acemilik örneği verdi.
Filistin’de Filistin Kurtuluş Örgütü ile Hamas arasında da kıyasıya bir mücadele devam ediyor. Erdoğan’ın bu çatışmayla ilgili olarak “halk seçti” gerekçesiyle Hamas’ı “kollayan” ifadeler kullanması da herkesin dikkatini çekti.
Bu tavrı, Erdoğan’ın “demokrasi” konusundaki yanlış kavrayışının ürünüdür.
Bir siyasi iktidar halktan yüksek oy almış olabilir, ama yüksek oy almış oluşu o iktidarın yanlışlarının söylenemeyeceği iddiasına gerekçe olamaz. Halkın oyuyla geldi diye kendi halkına zarar verenlere eleştirme yasağı konulamaz. Erdoğan, FKÖ-Hamas meselesinde de aynı yanlışı tekrarlıyor.
Demokrasi sadece halkoyu, seçim demek değildir. Seçimle gelenin de farklı “kuvvetler” tarafından denetlenmesi, sınırlandırılması ve halkın kendisini her gün eleştirme-denetleme yollarının açık tutulması demektir. Seçimle geldiği için eleştirilemeyeceğini ileri süren bir iktidar, seçimle gelmiş bir diktatörlükten başka bir şey değildir.
Erdoğan İsrail’e tepkisini ortaya koyarken yine iç politika dolayısıyla iyi tanıdığımız bir konumlama yapıyor, sorunu “kendi sorunu” gibi gördüğünü anlatıyor. Filistin sorunu kimsenin şahsi sorunu olmadığı gibi, Türkiye’nin Başbakanı’nın şahsi sorunu hiç değildir.
Sorun Erdoğan’ın sorunudur. Ama her şeyi kendi sorunu gibi görme sorunudur. Mahalle delikanlısı mahallesinde olan biten her şeyi kendi sorunu gibi görebilir, ama Başbakan öyle göremez.
Erdoğan’ın son yanlışları Batı’da da eski bir soruyu tekrar hatırlatmıştır: Türkiye’nin yüzü nereye dönük, Batı’ya mı
Doğu’ya mı?
Dosyaya hâkim olmadan yapılan her çıkış döner, o çıkışı yapanı yaralar. Bu kez de aynı şey oldu, üstüne üstlük Erdoğan’ın sorunu Türkiye’nin sorunu haline geldi.

