Başkanlık sistemi tartışması, körlerin fil tarifine döndü. Herkes durduğu noktadan küçük bir kısım hakkında fikir beyan ediyor.
Başkanlık sistemi önerisinin temelinde şöyle bir kanaat var: Türkiye parlamenter sistemle çok kısa dönemler dışında hiç bir zaman iyi yönetilmedi. Elleri çeşitli yollarla tutulan siyasi iktidarlar etkili yönetimler kuramadı.
Çıkış noktası bu kanaat olduğu zaman da, “başkanlık sistemini denemenin ne zararı olacak” diye düşünmek de gayet meşru ve makul oluyor.
Ak Parti bu kanaate dayanarak yeni anayasa çalışmasının merkezine başkanlık sistemini yerleştirecek. Muhalefet partileri de buna destek vermeyecek.
Meclis’ten başkanlık sistemli anayasanın halka sorulması kararı çıkabilirse, öyle görünüyor ki halktan gelecek cevap “evet” olacaktır.
Başbakanlıkla ilgili olarak, en sert ve tümüyle Tayyip Erdoğan üzerinden yapılan tartışmalar dönemindeki kamuoyu araştırmalarında halk desteği yüzde 36-40 arasında görünüyordu.
1 Kasım seçimleri siyasi tabloda “düzeltme” yaparken kuşkusuz bu konuda da etkili olmuştur.
Genar’ın yaptığı son araştırmaya göre halkın yüzde 60’ı yeni anayasa istiyor, yüzde 55’i de başkanlık sistemine evet diyor.
Aslında yeni anayasa isteyenlerin oranının yüzde yüz olması gerekiyor, ama burada da başka kanaatler devreye girdiği için, bu anayasayı Ak Parti yapmak durumunda olduğu için oran yüzde 60’da kalıyor.
Başkanlık sistemine evet diyenlerin oranının Ak Parti’nin oy potansiyelinin 5 puan üzerinde olması da önemli bir göstergedir.
Genar’ın aynı araştırma kapsamında sorduğu “Bugün seçim olsa kime oy verirsiniz?” sorusunun cevabı da 1 Kasım eğilimlerinin devam ettiğini gösteriyor:
Ak Parti yüzde 50.8, CHP yüzde 25.7, MHP yüzde 11.1, HDP yüzde 10.2.
1 Kasım’dan bu yana Ak Parti politikalarına desteğin 1 puan artmış olması da dikkate alınmalıdır. Bu araştırmada dikkate alınması gereken bir kısım daha var. Bu da terör ve barış süreciyle ilgili sorunun cevabı.
“Terör eylemleri sona erdiği takdirde çözüm sürecine devam edilmesini destekler misiniz?” sorusuna yüzde 61.2’nin cevabı “evet”tir. Bundan çıkarılacak bir tek sonuç var: Toplumda barış talebi her şeye rağmen yerinde durmaktadır.

