Ormanlardan kazanılmış arazilerin satışıyla ilgili yasa, Türkiye'de yeni bir siyasi deneyin konusu olmaya aday görünüyor. Bu yasayı eğer Cumhurbaşkanı tekrar veto ederse, işin referanduma kadar gitmesi mümkündür. Referandumda halka bu yasa konusunda fikri sorulacaktır. Halka bu şekilde doğrudan fikir sormak bir siyasi cesaret konusudur. Çünkü, konuyu referanduma götüren taraf bu konuyu "çok" önemsediğini göstermekte ve halktan destek alarak istediğini yapmayı amaçlamaktadır. Konuyu bu kadar önemseyen de eğer kaybederse, yani halk onun görüşünün tersini benimserse yerinde kalması siyaseten zor olacaktır. Böyle önemli ya da önemli hale getirilmiş bir konuda halktan onay alamayan siyasi makamın başka kararlarının da halk tarafından onaylandığına ilişkin bir kuşku ortaya çıkacaktır.
İki referandum, iki anayasa!
Türkiye'de iki kez önemli konularda halk oylaması yapıldı. Birincisi 1961'de yeni anayasa içindir, ikincisi de 1982'de yine yeni anayasa içindir. 1961 Anayasası ile 1982 Anayasası, birbirine tabandan zıt anlayışların, siyasi görüşlerin ürünleridir. Ama her iki halk oylaması da bu iki anayasanın onaylanmasıyla sonuçlanmıştır. Halk, özgürlükleri genişleten ve sosyal devlete ağırlık veren 1961 Anayasası'na da, bireyin hak ve özgürlüklerini daraltan ve temel mantığı "devleti vatandaşa karşı korumak" olan 1982 Anayasası'na da "evet" demiştir. Her iki durumda da oylanan konudan çok siyasi konjonktürün gerçekleri ön plana çıkmıştır. Halk her iki durumda da anayasaları değil "başka bir şeyleri" onaylamıştır.
Uzak kavram, yakın gerçek...
Ormanlarla ilgili tartışmanın halk oylamasına kadar gitmesinde de çok farklı bir durumun ortaya çıkması beklenmemelidir. Taraflardan biri, "böylece Hazine kurtulacak, insanlara iş sağlanacak, haksızlığa uğramış insanlara yasal hakları verilecek" dediği zaman bu yasaya "evet" çıkmaması mümkün değildir. Karşı taraftansa, "orman yağması" denilecek, "ülkemizin tabiat zenginlikleri" denilecek, "yeni yağmalara kapı açılacak" denilecek... Bunların hepsi de çoğunluk için çok uzak kavramlar olarak yine uzaklarda kalmaya devam edecektir.
Orman niteliğini kaybetmiş alanların satışıyla ilgili yasa, eğer halk oylamasına kadar giderse çoğunluk tarafından onaylanacağından kimsenin kuşkusu olmasın. Çünkü bu tarz yasaların zararları hakkında çok daha geniş bir bilinçlenmenin sağlanması için önümüzde biraz daha zaman var. Ekonomide, iş ve ekmek konularında da halledilmesi gereken çok mesele var. Günlük sıkıntılar insanları çok fazla daraltıyorsa, "büyük" sorunlara bakabilen ve bunları görebilenlerin sayısı kaçınılmaz olarak az olacaktır.
Halka sormak
Ormanlardan kazanılmış arazilerin satışıyla ilgili yasa, Türkiye'de yeni bir siyasi deneyin konusu olmaya aday görünüyor
Haberin Devamı

