Hakkı var

Tayyip Erdoğan'ın son iki günkü faaliyeti, TÜSİAD'a küskünlük ve cevap oldu. Erdoğan tepkilerini dün açıkladı. Söylediği özetle şu: "Siz niye siyasete karışıyorsunuz, sizin işiniz ekonomi, bu konuda eleştiri yapabilirsiniz ama siyasi konulara karışamazsınız..."

Haberin Devamı

Tayyip Erdoğan'ın son iki günkü faaliyeti, TÜSİAD'a küskünlük ve cevap oldu. Erdoğan tepkilerini dün açıkladı. Söylediği özetle şu: "Siz niye siyasete karışıyorsunuz, sizin işiniz ekonomi, bu konuda eleştiri yapabilirsiniz ama siyasi konulara karışamazsınız..."

Erdoğan araya yine bir "delikanlı" tepkisi de oturttu: "Bizim sağladığımız istikrar sayesinde para kazanıyorsunuz, neden hainlik yapıyorsunuz..."

* Başbakan'ın bu açıklamalarındaki temel mantık, demokratik düzenin temel kavramlarıyla uyuşmuyor. Demokraside bütün meslek örgütleri, sendikalar, sivil toplum örgütleri her konuda konuşabilir, görüşlerini kamuoyuna iletebilir. Tabii bunların arasında toplumsal ağırlığı daha fazla olanların sözleri daha ağırlıklı olarak dinlenir, dikkate alınır.

TÜSİAD gibi diğer "sermaye" örgütleri de uzun süredir toplumsal ve siyasi gelişmelerle ilgili görüş belirtiyor. Bu görüşleri Başbakan beğenmeyebilir, o zaman o da çıkar kamuoyuna kendi görüşlerini anlatır.

* Ancak demokraside "sana ne" deme hakkı yoktur. Herkesin konuşma, fikir belirtme hakkı vardır, ülkeyi yönetenlerin "sana ne, sen kendi işine bak" deme hakkı yoktur.

Demokrasi yara alır
Demokratik sistem, oldukça uzun süredir "halk 4-5 yılda bir sandığa gider sonra susar oturur gelecek seçimi bekler" anlayışından kurtulmuştur. Tam tersine, toplumun bütün kesimlerini temsil eden örgütlerin; işçi, memur, işveren örgütlerinin bütün toplumsal ve siyasal süreçlere daha etkin olarak katılmasının demokrasiyi güçlendirdiği anlaşılmıştır.

TÜSİAD, bütün benzeri örgütler gibi, açık bir gerçekten yola çıkıyor. Türkiye'nin ağır ekonomik ve toplumsal sıkıntılarla karşılaşmasının temel kaynağı siyaset anlayışındaki, yönetim anlayışındaki geriliklerdir.

Bu örgütün üst düzey yöneticilerinin ele aldıkları siyasi ve hukuki meseleler, geleceğe yönelik uyarılardır. Söylenen sadece seçim sistemi ve hukuksal alanlarda ilerde daha büyük sıkıntıların olmaması için bugünden bunların üzerine eğilinmesi, bunların hafife alınmaması gereğidir.

Uyarılar karşısında öfkelenmek ve "sana ne" demek bu sıkıntıları ortadan kaldırmaz. Ve uyarılarda belirtildiği gibi daha büyük sıkıntılar ortaya çıkar.

* "Sana ne" öfkesi ve "Anayasa'yı çiğnediler" şikâyetiyle ortaya çıkan mantığın demokrasi ile ilgisi olamaz. Bu mantıkla henüz kurumlaşma çabası içinde olan demokrasimiz sadece yara alır.

DİĞER YENİ YAZILAR