Haberin Devamı
İkişerden dört fotoğrafa bakmak yeterli. Başbakan Hakkâri’ye geldiğinde çöpler ortada, meydan zayıf... CHP Genel Başkanı geldiğinde çöpler toplanmış, şehir temizlenmiş, meydan dolmuş...
Doğrudur, Hakkari’de BDP “gidilmeyecek” dediği zaman gidilmez, “gidilecek” ya da “isteyen gider” dediği zaman gidilir.
Hakkâri’nin iki konuğa farklı muamelesinden CHP-BDP ittifakına ya da daha geniş ve büyük bir “AKP karşıtı koalisyon”a uzanmak kolay değil.
Ancak seçim öncesinde gerilimi yüksek tutmak için çalışanlar ve sandık başına giderken halkın olabildiğince geniş kesiminin gergin olmasını isteyenler olduğu da ortada.
Seçmeni Kürt açılımın ülkeyi bölmek olduğuna, AKP’nin yapacağı yeni anayasanın da bölünmenin hukuki çerçevesi olacağına inandırmaya çalışanların Türk-Kürt çatışması eksenindeki her olayı memnuniyetle karşılayacağı ortadadır.
Kürt gençler, çocuklar sokağa çıkıp gösterilere şiddet bulaştırdıkça bunun yaratacağı tepkilerden ve genel gerilimden yararlanmayı hem oy olarak hem de seçim ertesi mücadelelere destek sağlamak adına isteyenler vardır. Ergenekoncu adıyla anılan bu çevreler hem CHP içindedir, hem MHP içindedir hem de 31 bağımsız aday ve “yandaş medya” ile ortamı germe faaliyetine devam etmektedirler.
BDP’nin, tam karşıdakilerin beklediği ve istediği gibi gerilim politikalarına kapılmasını Ergenekon-PKK ittifakının somut kanıtı olarak görenler var. Böyle bir ittifakın somut olarak kurulmasına gerek yoktur. İki siyasi güç de seçime mümkün olan en gerilimli ortamda gidilmesi için çalışıyorsa, “objektif” olarak aynı stratejide bir araya gelmişler demektir.
12 Eylül referandumunda da CHP-MHP- ulusalcı cephe ittifakının yanında yer almış olan BDP’nin Ankara usulü küçük siyasi oyunlar sarmalına kendisini sokmuş olmasının kısa ve uzun vadede vereceği zararlar üzerinde duruluyor ama, BDP yöneticileri bütün bu uyarılara kulak tıkamaya devam ediyor.
Ergenekoncu-ulusalcı cephe her zaman ve her koşulda özgür seçimlerin tartışma konusu olmasını ister; çünkü onların varoluş nedenlerinden biri, sandığın her zaman “karşı-devrim”e hizmet ettiği ve “sandığa rağmen ve sandığa karşı” ülkenin savunulması gerektiği yönündeki inançtır.
Türkiye’nin Kürt vatandaşlarının geleceğiyle ilgili en önemli seçime gidildiğinin bilincinde olması gereken BDP’nin de sandık yoluna “ulusalcı cephe” ile aynı engebeleri dizme konusunda kendi politikalarını hızla gözden geçirme mecburiyeti vardır.

