Hak ve hukuk hakkında

Ormanda yine bir kriz dönemi yaşanıyordu. Büyük ve güçlü olanlara yem olmaktan kurtulmayı başarmış küçük ve güçsüzler ya başka yörelere göçmüşler ya da iyi saklanır olmuşlardı

Haberin Devamı

Ormanda yine bir kriz dönemi yaşanıyordu. Büyük ve güçlü olanlara yem olmaktan kurtulmayı başarmış küçük ve güçsüzler ya başka yörelere göçmüşler ya da iyi saklanır olmuşlardı. Yemek büyük ve güçlü olanlar için ciddi bir sorun haline gelmeye başlamıştı. Bir gün aslan, tilki ve ayı elleri ve mideleri boş, umutsuzca av ararken karşılaştılar. Biraz dinlenmek için bir kenara oturup dertleşmeye koyuldular. O sırada tilkinin aklına bir fikir geldi: "Böyle tek tek gezerek hiçbir şey bulamıyoruz. En iyisi üçümüz birleşelim, bir ittifak kuralım. Belki böylece karnımızı doyurmayı başarırız.." Aslan ve ayı bu fikri çok beğendiler ama aslandan bir itiraz geldi: "Tamam, üçümüz müttefik olduk ama bu ittifaka bir başkan gerek..." Ayı ve tilki aslanın ne demek istediğini hemen anlamışlardı, "Tabii ki başkan sensin aslan kral" dediler. Üçlü ittifak böylece aslanın başkanlığı altında ava çıktı. Ve kısa sürede bu akıllıca ittifakın ürünlerini almaya başladılar.

İlkin aslan bir yaban eşeğini kıstırdı. Eşeğin kaçabileceği yolları da ayı ile tilki kapatınca zavallı eşek aslanın pençesinde can verdi. Yaban eşeğini emin bir yere bırakıp tekrar yola koyuldular ve ayı bir ceylanla burun buruna geldi. Ceylan sağa kaçtı, karşısına aslan çıktı; sola kaçtı, karşısına tilki çıktı ve o da ayının pençesini yedi, öldü. Bunun ardından aslan ve ayıdan kaçmaya çalışan bir tavşan kendisini tilkinin dişleri arasında buluverdi. Üçlü ittifak, avlarının yanına çöküp dinlenmeye geçtiler. Üçünün de karnı açlıktan guruldadığı halde hiçbiri avlardan herhangi birine el sürmüyordu. Neşeyle nefeslenirken ilk konuşan aslan oldu, ayıya döndü ve sordu: "Şimdi bunları paylaşıp karnımızı doyuralım. Ama paylaşırken hakka ve hukuka uygun bir şekil bulalım. Söyle bakalım ayı, senin fikrin nedir?" Ayı hemen cevap verdi: "Durum açıktır aslan başkan... Yaban eşeği sizin, ceylan benim, tavşan da tilkinindir..."

Bu cevap üzerine aslanın gözünde şimşekler çaktı. Ayıya bir an baktı ve bir pençede kafasını kopardı. Ayının gövdesi bir yana kafası bir yana düşerken tilkiye döndü: "Bu cahil ayı haktan hukuktan hiç anlamıyormuş... Şimdi sen söyle bakalım, bu avları hakka hukuka göre nasıl paylaşalım?" Tilki titreyen bir sesle konuştu: "Sayın başkan, hakkın ve hukukun gereği bellidir. Yaban eşeği biraz geciken öğle yemeğinizdir. Öğle yemeğinden sonra biraz dinlenir ve akşam yemeğine geçersiniz. Akşam yemeğinde de afiyetle ceylanı yersiniz. Sonrası keyfinize kalmıştır, tavşanı isterseniz çerez niyetine yersiniz, isterseniz sabah kahvaltısına bırakırsınız..." Bu cevap aslanın çok hoşuna gitti, "Aferin sana tilki" dedi, "böyle hakka ve hukuka uygun düşünmeyi nasıl öğrendin sen?" Tilki hafifçe uzaklaşarak cevap verdi: "Nereden öğreneceğim sayın başkan! Şu ayı oğlu ayının başsız gövdesini görünce hepsi bir çırpıda aklıma geliverdi..."

DİĞER YENİ YAZILAR