Güzel bir günde

Haberin Devamı

Yılda iki gün, iki dini bayramın birinci günleri herhalde gazete okumaya en az zaman ayrılan günlerdir.
O harika büyükleri ziyaret, ailelerin bir araya gelmesi gelenekleri devam etsin de isterse gazetelere daha da az zaman ayrılsın...

Özel günlerde yazı yazmak en zor işlerden biri. Ulusal bayramlarda, eğer o günün anlam ve önemini yazmazsanız çok ağır tepkilere hazır olmanız gerekir. Ancak zorluk her yıl aynı gün, aynı ulusal günle ilgili farklı bir şey yazabilmekte. Bu yüzden bir meslektaşımız yıllarca 10 Kasımlarda aynı yazıyı köşesine koymuş ve kimse bunu fark etmemiş.

***

Bayram günleri, hele böyle dokuz gün tatil durumu ortaya çıktığında siyaset ve yarattığı gerilimlerden de kurtulma günleri oluyor. İnsanları germe konusunda uzmanlıklarını sürekli geliştiren kişiler neyse ki bayram günlerinde susabiliyorlar.

Tabii birkaç günlük bir sükûnetten sonra tekrar aynı gerilimlere döneceğimizi bilmek insanı daha baştan yoruyor.
Ancak gazetede yazı yazmanın başka yorucu yanları da var; mesela bazı gergin okurların kendi gerginliklerini en ağır şekilde aktarma ihtiyaçlarından vazgeçmemeleri...
Gazete yazarları için kendilerine gelen okur tepkilerini zaman zaman köşelerinde aktarmak bir alışkanlık oldu. Birçok yazarımız kendilerine gelen olumlu tepkileri aktarır, olumsuz tepkileri aktarmaz. Ancak bize göre ikinciler daha ilginç, çünkü çok farklı ruh hallerini ve toplumsal manzaranın önemli bir yanını ortaya koyuyorlar.
Örnek bir: Okuduğumuz bir yazı üzerine, Vatan’ın kitap ekinde “neden okuyorum” konulu bir yazı yazmıştık. Bu yazıyı ilginç bulmuş bazı dostlarımız ve okurlarımız gazetede tekrar edilmesini önerdi. Pazar gününe uyar diye yayınladık. İşte tepki:

“Peh peh çok entel takılmışsın Okay neden okuyorum diyerek. Okuyanlar senin ve diğer liboşlar gibi olacaklarsa hiç okumasınlar. Sizlerin okuduğunuz filan yok. Hür vicdan hür fikir olmadıktan sonra oku Allah oku. Önce iplerinizi koparmanız lazım, millete o zaman martaval atmaktan kurtulursunuz.”

Bu arkadaşın öfkesinin kabarmasına yol açan yazıda sadece okumanın iyi bir şey olduğu, insanın dünyasını zenginleştirdiği söyleniyordu, o kadar.

***

Örnek iki: CHP, cumhuriyeti kuran, demokrasiyi getiren, kendisini sosyal demokrat olarak yenilemeye çalışan bir siyasi parti, bu partinin taraftarlarından bazıları en küçük bir eleştiri ya da tahlile tahammül edemiyor. İşte tepki: “Bak sana daha önce de yazdım bir daha yazıyorum. Dışarıda dolaşan köpekler CHP ile ilgili yazı yazsalar ilgileniriz ama senin CHP ile ilgili yazdıklarını okumayız kendini heder etme. Sen onlardan daha aşağılıksın bunu unutma.”

Herhalde bunu yazanın da bir çevresi vardır ve övünerek bu yaptığını anlatmıştır. İçinde bulunduğu ruh halinin CHP’yi bugünkü durumunda tutmaya devam ettiğini görmesi de mümkün değildir.

Ama ne yapsınlar, öyle öğrendiler. Siyasetçilerden öyle öğrendiler, köşe yazısı olarak yıllardır öyle yazanlardan böyle öğrendiler.

Herkese iyi bayramlar.



DİĞER YENİ YAZILAR