Borsa "tarihi" bir gün yaşadı, yüzde 10'un üzerinde düştü. Dolar 1 milyon 700 bin lirayı gördü. Faizler yüzde 70'e doğru gitti. Bunları sadece tezkere çıkmadı diye tepki gösteren piyasalar şeklinde anlayan, başka yanlışlara doğru gider. Şu anda Hükümetin kararsızlığı ve neler olduğunun bilinmemesi güvensizlik ortamının nedenidir. Birinci tezkereyle Amerikalılara verilen üs ve limanlarda faaliyet sürüyor, hatta tezkerede belirtilen çerçevenin ötesinde faaliyetler olduğuna ilişkin bilgiler geliyor. Bunlar için Hükümet ayrıca "söz" verdiyse neden ikinci tezkereyi de geçirerek durumu açıklığa kavuşturmuyor? Tabii asıl soru şu: Madem ki asıl tezkereyi geçinmeyecek ya da geçiremeyecektiniz neden birinci tezkereyi geçirdiniz?
TV kanallarının hemen hepsinde görüş bildiren emekli generaller, eğer Türkiye Kuzey Irak'ta bulunmazsa yaşanacak en kötü senaryoları anlatıyor. Bunlara göre eğer Türkiye Kuzey Irak'ta güvenliği sağlamazsa Türkmenler ya Kürtlerin ya da Arapların katliamına uğrayacak!
Hükümet konuşacak mı?
Bir taraftan da Amerikalılar Türkiye'ye "inkıtaları oynuyorsunuz" mesajını gönderip duruyor. Bu mesajlar bir "danışıklı dövüş" oyunu mudur, yoksa Amerikan yönetimi Türkiye'yi düpedüz "tehdit" mi etmektedir? Bunu da anlamak mümkün değil. Yeni hükümet ilk toplantısını yaptı, ama Türk halkının cevap beklediği sorularla ilgili hiçbir açıklama yapılmadı. İşte bu belirsizlik ortamı doğrudan güvensizliği getiriyor. Hükümetin bu kritik dönemi "yönetebileceği" konusundaki inanç giderek azalıyor. Yılbaşından bu yana, Irak krizi tırmanırken AKP yönetiminin de dalgalanması iyimser beklentileri hızla eritiyor. Hükümet Sözcüsü çıkıp "Şartlar her saat değişiyor" diyorsa hangi şartların değiştiğini ve şu an Türkiye'nin nerede olduğunu da söylemek zorunluğu vardır. Esrarengiz bir havaya bürünerek "Şartlar her saat değişiyor" demekle yetindiğiniz zaman bu krizi yönetmeniz de çok zordur.
Güven böyle erir ve yok olur.
Köşe yazısı ve gazetecilik
Bir ekonomi yorumcusu:
* "Fransız Frangı'nm güçlü bir para olması mümkün değil..." Fransız Frangı' nın çoktan tarihe karıştığını yerine euro'nun geldiğini bilmemesi mümkün değil, ama sorun, "özümsenmemiş bilgi" ile yorum yapmak.
* TV'de söyleşi yapan bir sunucu, emekli bir paşaya Kıbrıs'ta iki kesim arasındaki ekonomik farkı soruyor. Paşa şöyle cevap veriyor: "Doğrudur hemen KKTC için bir ekonomik program yapılmalı ve kalkınma sağlanmalıdır." Soru soran, bu programın neden 30 yıldır yapılamadığını sormuyor.
* Bir spor yorumcusu: "Biliyorsunuz Çankaya bir ara Beykoz Konaklarından yönetilmeye başlanmıştı." Çankaya derken herhalde Ankara demek istiyor. Ama herhalde aradaki farkı bilmiyor, Çankaya diyor ve "köşe yazarı" olarak yazmaya devam ediyor.
* Bir başka köşe yazarı da bir süre önce Ermeni kökenli Fransız sanatçı Charles Aznavour'un "Yahudiliği" üzerine yarım sayfa yazı yazmış, sonra küçük bir özürle iş geçiştirilmişti. O da yazılarına devam ediyor.
* Bir televizyon haberinden: "Kendisini sahte şeyh olarak ilan eden." Yani adam hakiki şeyh de kendisini sahte şeyh diye mi ilan etmiş. Yoksa kendini şeyh diye ilan etmek mümkün mü? Sahte şeyh ile hakiki şeyh nasıl ayırt edilir?
Gazetecilik ve köşe yazarlığının neden önemli olduğunu, neden bu işleri yapanların, milyonlarca insanın karşısına çıkanların sağlam bilgileri olması gerektiğini anlatmak için birkaç örnek verdik.
Güven olmayınca...
Borsa "tarihi" bir gün yaşadı, yüzde 10'un üzerinde düştü. Dolar 1 milyon 700 bin lirayı gördü. Faizler yüzde 70'e doğru gitti
Haberin Devamı

