Haberin Devamı
Dün iki soru sormuştuk: “Gül yerinde kalabilir mi? Erdoğan aday olabilir mi?” Bu sorular, Yüce Divan’da AKP’nin kapatılma davası sonucunda Cumhurbaşkanı ve Başbakan için “mahkûmiyet” kararı çıkması sonrasında olabileceklere ilişkindir.
Başbakan Erdoğan’ın “siyaset yapmama” hükmüyle mahkûm olması durumunda erken veya ara seçimde bağımsız aday olması sadece Yüksek Seçim Kurulu’nun kararına bağlıdır.
Cumhurbaşkanı Gül için hukuki bir sorun yoktur. Sorun “manevi”dir ve “irticai faaliyetler odağı bir partinin yöneticisi olmak” iddiasından mahkûmiyet kararı almış olan bir cumhurbaşkanının yerinde kalmaya devam edip edemeyeceğine ilişkindir.
Cumhurbaşkanı Gül, AKP’nin kapatma davasından itibaren bu konuda tavır almamaya dikkat ediyor. Birkaç genel ifade dışında ağzından kendisini bağlayacak bir söz “kaçmamıştır.”
Türkiye’nin önünde kısa olmayacak bir kriz dönemi bulunuyor. Bu sürecin “yönetilmemesi” halinde de kriz daha da derinleşebilir ve rejim krizine bile dönüşebilir. Bu siyasi krizin ağırlığı ekonominin üzerindeki kara bulutlarla daha şimdiden artmıştır.
Hükümet partisi kendi canıyla uğraşıyor. Hükümetin başındakiler kendi siyasi gelecekleriyle ilgili. Bazıları için, bu siyasi gelecekten öte, dokunulmazlık nedeniyle bekletilen bazı dava dosyalarının gündeme gelmesi sıkıntısı da vardır. Başbakan Tayyip Erdoğan da onlardan biridir. Milletvekili kimliği sona erdiği andan itibaren, İstanbul Belediye Başkanlığı döneminden kalma davalar yürümeye başlayacaktır.
Bu dönemde Cumhurbaşkanı makamında oturan kişinin görev ve sorumlulukları kendiliğinden artacaktır. Bunların başında siyasi krizin rejim krizine dönüşmemesinin tedbirlerini almak geliyor. Bu süreçte ortaya çıkacak her yeni sorun, en tepeden yönetilmediği takdirde çok daha büyük tahribatlara yol açacaktır.
Abdullah Gül, krizin ilk belirtileri ortaya çıktığı andan itibaren, bütün siyasi tarafları bir araya getirme ve bir diyalog ortamı yaratma girişiminde bulundu. Girişimin somut siyasi yansımaları olduğu söylenemez, ancak Cumhurbaşkanı’nın önümüzdeki sürece bakışını ve “bir şeyler” yapabileceğini gösterdi.
Cumhurbaşkanı Gül, kendisini “AKP’li olma” konumunun üzerindeki bir düzeye -gerçek anlamda- çekebilir ve ülkeyi krizden çıkarmak için sorumluluk yüklenmiş bir “lider” görevini yapabilir. Bunun için de tarafsız ve misyonuna sahip bir cumhurbaşkanı iradesine sahip olduğunu bir an önce halka göstermelidir. Oturduğu koltuk ona bu yükümlülüğü getiriyor ve AKP davasının sonuçlanmasının ardından yerinde kalıp kalamayacağını da bu süreçte gösterdiği başarı belirleyecektir.

