Gül’ü hazmetmek

Haberin Devamı

Türkiye’nin erken seçime gitmesine yol açan siyasi krizin kaynağı Abdullah Gül’ün cumhurbaşkanı seçilmesinin engellenmesiydi.

CHP gerilimi artırdı, seçimi imkânsız kılan hukuki bir gerekçe bulundu; Genelkurmay aslında AKP’li ve eşinin başı kapalı bir cumhurbaşkanı istemediğini açıklayan bir bildiri-muhtıra yayınladı.

Sonra sandığa gidildi ve halka soruldu. Sandıktan çıkan sonuç, her iki seçmenden birinin AKP’ye ve Abdullah Gül’e desteği anlamına geliyor.

Zorlama gerekçeler ya da hayali tespitler üreterek döne döne bu sonucu tartışmak çoktan gereksiz ve anlamsız hale geldi.

Karmaşık hukuki tartışmalar da geride kaldı, Gül’ün adaylığına tepki gösteren mitinglerin ağırlığının ölçümü de geride kaldı.

Sandık AKP’ye, Tayyip Erdoğan’a tekrar yetki verdi, Abdullah Gül’ün cumhurbaşkanlığının engellenmiş olmasına tepki gösterdi.

Abdullah Gül olayının seçmenin ne kadarı için önemli olduğunu ölçmek mümkün değil. Ancak yine ciddi araştırmalara bakıldığında, seçim kampanyası sırasında Erdoğan bu olayın üzerine gittikçe AKP’ye yönelimin arttığı da belirlendi.

***

Erdoğan, seçimde büyük başarı kazanmış bir siyasi partinin lideri olarak cumhurbaşkanı seçiminde asıl söz sahibi olma hakkını edinmiştir.

Erdoğan’ın ikinci iktidar döneminin başında bir krize yol açmamak için başka adaylar üzerinde durmuş olması da mümkündür ve doğaldır. Siyasette her durumda başka arayışlar, başka seçenekler üzerinde durmak doğrudur. Anlaşıldığı kadarıyla Erdoğan da böyle bir arayış sürecinden geçmiştir, ancak Abdullah Gül’ün adaylığını istememenin aslında tek bir gerekçesi kalmıştır. O da geçen seçim sürecine müdahale eden Genelkurmay’ın tepkisine ilişkindir.

***

Kuşkusuz, Çankaya Köşkü’nde eşinin başı tümüyle kapalı olan ve Türkiye’yi türban nedeniyle Avrupa Mahkemesi’ne şikâyet etmiş bir siyasetçinin oturması, çok fazla sayıda kişinin içine sindirmekte zorlanacağı bir durumdur.

Ancak demokrasi, istemediğin şeyleri, sandıktan çıkması ve düzenin temel ilkeleriyle oynamaması koşuluyla hazmetme rejimidir. Abdullah Gül’ün cumhurbaşkanlığını ülkenin yarısı onayladı, diğer yarısı da bu onaya saygı göstermek zorundadır.

Gül, başbakanlık ve dışişleri bakanlığı yapmış, devletin en önemli görevlerinde bulunmuş bir siyasetçidir. Onun Çankaya Köşkü’ne çıkmasını ilerde gelecek “felaketlerin” en önemli habercisi olarak görmek abartılı ve aşırı duygusal bir tepkiden ibarettir. Gül, devletin en tepesinde görevini yaparken hakkındaki kuşkuların doğru olup olmadığını gösterecektir.

Bu seçim sürecinde de herhangi bir dış müdahalenin ortaya çıkması ihtimalini düşünmek bile istemeyiz. Demokrasi gerçek bir “hazım”, birbirini dinleme ve anlama rejimidir. Bayan Gül’ü Çankaya Köşkü’nde görmek içimizi ne kadar burkarsa burksun esas olan Bay Gül’ün görevini nasıl yaptığıdır.

DİĞER YENİ YAZILAR