Güçlü başbakan?

Haberin Devamı

Yeni anayasanın ilk taslağı üzerinde AKP heyeti çalışmaya başladı. Bu çalışmadan çıkacak kararlar henüz bilinmiyor. Bilinen şu ki son metin, açıklanmadan önce partinin en tepesine, yani Tayyip Erdoğan’a anlatılacak, onun vereceği kararlar geçerli olacak.

Şu anda tartışılan metin dikkatli okunduğunda “güçlü yürütme” ya da “güçlü başbakan” vurgusu dikkati çekiyor. Aslında Meclis’e ait yeni yetkiler, bizdeki siyasi yapı göz önüne alındığı zaman, fiilen başbakanın elindeki yetkilere dönüşebilir. Bunu ve diğer konuları doğrusu asıl hukukçuların tartışması ve bütün toplumu aydınlatmaları gerekir.

Anayasa meselesinde de şu anda bize özgü bir “kakofoni” düzenine girmek üzereyiz. Bunu demokrasiye uygun sağlıklı bir tartışma ortamı olarak görenler de olabilir, ama hukukçu olmayanlar taslağın şurasını burasını çekiştirip kısıtlı yorumlar öne sürdükçe, her kafadan ayrı ses çıktıkça ve uyum sağlanması mümkün olmadıkça bunun adı demokratik tartışma değil, bir gürültünün ortama hakim olması yani “kakofoni” olur.

***

Daha önceki anayasa tartışmalarında ABD tipi başkanlık ve Fransa tipi yarı-başkanlık sistemleri çok tartışılmıştı.

Yeni anayasa taslağını hazırlayan hukukçular da bir ölçüde bu görüşü benimsemiş ve güçlü yürütme-güçlü başbakan mantığını metine yansıtmışlardır.

Elbette bu durum o metin üzerinden ülke yönetecek olan herkese cazip görünebilir. Ancak sadece anayasalarda değil bütün yasalarda asla “kişiye özel” bir mantığın egemen olmaması çağdaş hukukun temel ilkelerinden biri olmuştur. Ve durup dururken de olmamıştır; bu ilke dünyanın yaşadığı deneyimler sonucunda ortaya çıkmıştır.

İlk taslağı görüşen AKP heyeti kaçınılmaz olarak bugünkü durumu ve başbakanlarını düşünecektir. Ama böyle yanlışlara düşülürse, çağdaş bir anayasaya sahip olma fırsatını bir kez daha kaçırmış oluruz.

***

Anayasalar bütün toplumun, bütün vatandaşların ilişkilerini düzenleyen temel metinlerdir. Bu metinler onun ya da bunun değil, bütün toplumundur, çünkü bütün toplumsal ilişkilerin her türlü ayrıntısını düzenleyen ilkeler sonuçta bu metin tarafından belirlenir.

Güçlü yürütme-güçlü başbakan sistemiyle bir tür yarı-başkanlığa geçişi bütün yönleriyle çok iyi tartışmalıyız.

Uzman hukukçuların ve bilim adamlarının, yeni taslaklar üretmek yerine şu an ortada olan metnin içeriği üzerine bütün toplumu aydınlatmaları gerekir.

Eğer farklı bilim çevreleri tarafından hazırlanmış birkaç teklif daha ortaya çıkarsa bunlar arasındaki farklar üzerine toplumu bilgilendirmek ve tepki oluşturmak çok daha zorlaşacaktır. Böyle bir “bilimsel kakofoni” ise sadece bu meselede kendini taraf hissedenlerin oyun alanı olarak kalır.

Şu andaki ilk metnin üzerinden yürüyecek tartışmalar herkes için, siyasi iktidar için de daha aydınlatıcı olacaktır. Bu yüzden önemlidir. En önemlisi de “ne kadar güçlü bir yürütme ve başbakan” sorusunun cevabının ortaya çıkmasıdır.

DİĞER YENİ YAZILAR