Güç Ankara’da

Haberin Devamı

Kuzey Irak krizinde bir süre sürüklenme görüntüsü veren Ankara, “gücü” eline almış durumda.

Bu kriz dolayısıyla birkaç noktayı da bütün dünya öğrendi, görmek zorunda kaldı:

1- Türk halkı, terör meselesinin bütünüyle, bir an önce çözümlenmesi için, çözüm getirecek her adımı atana destek olmaya hazırdır.

2- Türk halkının tepkisi, savaş çığırtkanları, sivil çavuşlar, bol keseden atmacılar ve en önemlisi, Türk-Kürt savaşı isteyenlerin çabalarına rağmen makul sınırlar içinde kaldı. Bu, dünya için de önemli bir mesaj oldu, toplumdaki tepkinin yanlış yönlere gitmesini bekleyenler, böylece Türkiye ve Türk halkına karşı kullanmak isteyenler de başarısız oldu.

3- Ankara’nın, Türkiye’nin elindeki imkânlar, Kuzey Irak Kürtleri için büyük bir şans olabilir. Kuzey Irak’ın “aşiret reisleri” bunu bildikleri için Ankara’ya somut önerilerle geldi.

Bu aşamada kaydedilmiş olan en büyük başarı, dünya kamuoyuna terör meselesinin anlatılmış, tabii ki belli ölçülerde anlatılmış olmasıdır.

İkinci başarı da kuşkusuz, Kuzey Irak Kürt halkının “Türkiye’nin dostluğu mu düşmanlığı mı” sorusuna cevap ibresinin “dostluğu” yönüne dönmesidir.

Bundan sonra amaç, PKK’nın, mümkün olduğu kadar az silah kullanılarak tasfiyesidir. Siyaset bu hedef üzerine şekillendikçe de “toplumsal barış” meselesinde ilerlemek mümkün olacaktır.

***


PKK’nın Türkiye’nin Kürt kökenli vatandaşları üzerindeki etkisinin azalmaya başladığı geçen seçimlerde ortaya çıktı. Daha önceki seçimlerde onların işaret ettikleri yönde oy kullanan bir kesim bu kez “barış”ı temsil ettiğini düşündüğü partiye döndü. Bunda Kürt kökenli Türklerin “dinsel” yapılarının da etkili olduğu söylendi. Ancak nedeni ne olursa olsun, en önemli husus PKK’nın Türkiye içindeki “kaynakları”nın kesilmesi olduğuna göre bu vatandaşlarımızın“örgütün baskısı”ndan uzaklaşmaya başlamış olması çok önemli bir gelişmedir.

Ankara, yani AKP hükümeti bugün eline geçirdiği ve Türk halkının istemleri yönünde kullanmak zorunda olduğu gücü “barışçı süreci ilerletmek” yönünde değerlendirirse şu anda sağlanmış olan “kazanımlar” gerçek hayatta karşılığını bulacaktır.

Asıl sorun “Kürt sorunu”dur ve bugünkü krize bulunacak çözümün yönü, bu sorunun çözümü için çok değerli bir ilerleme sağlayabilir.

Ama eğer Ankara gücünü iyi kullanamazsa aynı sorunlarla bir 25 yıl daha uğraşmak gibi bir faturayı Türk toplumunun sırtına yüklemiş olur.

DİĞER YENİ YAZILAR