Muhalefet partileri, kampanyayı anayasadan uzaklaştırıp terör üzerine çekmeye çalışırken endazeyi kaçırmaya başladılar. Israrla Hükümet’in, İmralı ve Kandil ile gizli görüşme ve pazarlık yaptığını söylemeye devam ediyorlar.
İmralı ile hiçbir bağlantı olmadığını söylemek mümkün değil. Ancak bu görüşmelerin ne düzeyde ve hangi içerikle yapıldığını kuşkusuz muhalefet bilmiyor, bilseydi zaten Erdoğan’ı zor durumda bırakmak için açıklardı.
Son günlerde kitabı çeşitli açılardan tartışma konusu olan Emniyet Müdürü Hanefi Avcı şunu yazıyor: “Cezaevinde yatan Öcalan her başbakana, her genelkurmay başkanına, her kuvvet komutanına görev değişikliği olduğunda bir mektup yazarak, olayların nasıl bitirileceğini uzun uzun anlatmaktadır. Hatta bir videokaset doldurarak gönderdiğini de biliyorum.” (Haliç’te Yaşayan Simonlar, sayfa 375)
Herhalde o mektupları alanlar, açmadan çöpe atmıyor, dikkatle okuyor, yorumluyor, uzmanlara okutturuyor, yorumlatıyordur.
Bu bir tür “görüşme”dir, inisiyatifi İmralı’nın ele almış olması temas olmadığı anlamına gelmez.
Cumhurbaşkanı Gül, bugün gelinen aşamada aklın yolunu göstermiştir: Terör belasından kurtulmak için her yol, her imkân kullanılır.
Her türlü imkân ve yollar kullanılırken, tümünün kamuoyunun gözü önünde olması da gerekmez. Olumlu sonuç alındığı zaman bu yollar tartışılmaz, kimse bunları araştırmaz, ama sonuç başarısızlık olduğu zaman o gün siyasi sorumluluk taşıyanlar hırpalanır.
Savaş lobileri “gizli pazarlık yapılıyor” diye bunun için bağırıyor.
Sorumlu kamu görevlileri, herhangi bir başarısızlık durumunda başlarının belaya gireceğini düşünüp korksunlar diye bu kadar bağırılıyor.
CHP ve MHP liderlerinin terör konusunu kullanış biçimi, ateşkesten memnun olmama görüntüsü vermeleri kuşkusuz kamuoyunun da dikkatini çekiyor.
Referandum geçip gidecek, genel seçimler de geçip gidecek, ama Ankara’da göreve talip olanların terörü sona erdirme yükümlülükleri sona ermeyecektir.

