İşi gereği ülke içerisinde birçok yeri dolaşan, değişik çevrelerle görüşen bir kişi, kendisine en çok ulaşan şikâyeti aktardı. Buna belki şikâyet değil “gözlem” demek gerekiyor, ama dile getiriliş şekline ve tekrar tekrar gündeme gelişine bakılırsa, önemli.
Gözlem ya da şikâyet şu: AKP’nin iktidara geldiği genel seçim ve yerel yönetimlerin büyük çoğunluğunu kazandığı yerel seçim döneminde partinin önde gelenleri gayet mütevazı hayat sahibi kişilerdi. Son dönemde ise neredeyse hepsi evlerini değiştirdi, otomobillerini değiştirdi; daha önce küçük bir aile otosuyla gezenler lüks ciplere terfi etti...
Bu gözlemin ne ölçüde yaygın olduğunu bilmek mümkün değil. Ama AKP’nin en tepelerine baktığımızda, çok açık bir “hayat tarzı değişikliği”nin çeşitli işaretlerini görüyoruz.
Elbette buradan yola çıkarak büyük yolsuzluk, hırsızlık teorilerine varmak haksızlık olur. Ama sokaktaki vatandaş bu hayat tarzı değişikliğini görüyorsa, arkasında başka şeyler arama hakkına da sahiptir.
Kamu kaynaklarının herkesi beslediği bir ülkede o kaynakları, yönetimini elinde bulunduranların istedikleri şekilde yönlendirdiğini biliyoruz.
Bu yüzdendir ki her siyasi iktidar değişikliğiyle birlikte ortaya yeni “zenginler” çıkar. Başbakanların uçağında ve davetlerinde bulunanların bir bölümü değişir.
Şu anda devlet kaynaklarının bir bölümünü, IMF ve Dünya Bankası denetimleri dolayısıyla bol kepçe harcamak ya da dağıtmak imkânı bulunmuyor.
O zaman da elde “araziler” kalıyor. Burada büyük rantlar yaratmak, her zaman yerel yönetimlerin elindedir. Örneğin çok kısıtlı imar imkânına sahip bir araziyi makul bir fiyata satarsınız, sonra imar planını değiştirip büyük kâr edilmesini sağlarsınız. İşte malum soru da o zaman ortaya çıkıyor: Bal tutanlar parmaklarını yalıyor mu?
AKP’nin yerel veya ulusal düzeyde yöneticisi olanların ya da çeşitli organlarda, yerel meclislerde “seçilmiş” olarak görev yapan kadrolarının hayat tarzlarındaki hızlı değişim bazen magazin haberleri olarak da kamuoyuna yansıyor.
Bütün bunların ciddi bir “görüntü kirliliği” yarattığı ortada. Bu görüntü kirliliği, özellikle daha küçük yerleşim birimlerinde herkesin gözü önünde oluyorsa, vatandaşın AKP’ye ilişkin “temizlik” görüşünün değişmesi de kaçınılmazdır.
Türk halkının iyice canının sıkıldığı konulardan biri de “seçilmişler”in kamu kaynakları üzerinden siyaset yapmasıdır. Halk bunu yapanları daha önce ağır şekilde cezalandırdı, AKP’yi de cezalandırmaması için hiçbir neden yok.

