Haberin Devamı
Cumhuriyet Halk Partisi’nin ve Milliyetçi Hareket Partisi’nin, silahların susması yönündeki girişimlere karşı yürüttüğü gerilim politikası başarılı oldu.
Açılımın devamıyla ilgili somut bir tartışma hâlâ yapılamıyor. “Ne yapılmalı” sorusuna cevap aranamıyor.
Muhalefet partilerinin Meclis’teki taktiği de gerçek anlamda bir tartışmanın engellenmesi üzerine kurulmuş, hükümet başkanının ve üyelerinin sinirinin bozulması sağlanmıştır.
Muhalefet aslında en başından beri aynı politikayı izliyor, Habur görüntülerinin yarattığı tepkiler de bu taktiği besliyor.
Muhalefet partilerinin, Kürtçenin televizyon ve radyo yayınında kullanılması, köy ve yerleşim yerlerinin eski isimlerine dönülmesi, üniversitelerde Kürtçe bölümü açılması gibi konulardaki düşüncelerini kamuoyu bilmiyor.
Taş atan çocuklara terörle mücadele yasalarının uygulanması, on yaşındaki çocukların 20-30 yıl hapisle cezalandırılması uygulamalarının son ermesi hakkında da muhalefetin açık düşüncesi bilinmiyor.
Kuzey Irak’ta, Mahmur kampında yaşayan, Türk vatandaşı olan ve terörle ilgisi bulunmayanların geri dönmeleri konusunda da muhalefetin görüşü bilinmiyor.
Yarın Meclis’te bu meseleler yine açıkça tartışılmayacak; kavga edilecek, küfürler uçuşacak ve Hükümet’in cesaretinin kırılması için her şey yapılacak.
Muhalefet bütün bu meselelerin gerçek anlamda konuşulamamasını sağlamış oldu.
Hükümet de bu muhalefet taktiğinin üstesinden gelmeyi başaramadı.
Muhalefetin, Hükümet’in başarılı olmaması için her şeyi yapma hak ve görevine sahip olduğuna ilişkin bazı görüşler, son günlerin sıcak ortamında dile getiriliyor.
Ancak, mesele silahların susmasının sağlanması ve Türkiye’nin demokratik gelişiminin biraz daha ileri götürülmesi meselesidir.
Mesele, Türkiye’nin geleceğiyle ilgili en büyük kilidin açılması meselesidir.
Bu meselenin çözümü, iktidarla muhalefetin itişmesine kurban edilmemelidir.
Mesele çözülmeden kalır, önümüzdeki yıllarda da insanlar ölmeye devam ederse bu, yalnızca Hükümet’in değil, bütün ülkenin başarısızlığı olacaktır.
Muhalefetinki de bir “muhalefet başarısı” değil, ülkenin en önemli meselesinin çözümünü engelleme “başarı”sı olacaktır.
Türk halkı bunu anlayacak olgunluktadır.

