Haberin Devamı
Her son günde hüzün ve sevinç birbirine karışır. Geride kalanın iyi günleri sevinç, kötü günleri hüzün yüklüdür.
Son gün hep bir ayrılıktır.
Son gün hep bir yenilenmedir, başlangıç arefesidir.
Her yılın sonu yaklaştığında insanlar bir sonraki yıl için kararlar almaya başlar.
Takvimdeki yenilenmeyle kendi yenilenişlerini bir araya getirirler.
İnsanların hayatlarında bir yıl, çok uzun bir süre gibi görünür. Ama toplumların hayatlarında bir yıl son derece kısa bir süredir.
Yılın sonunda, gelen yıla kin ve öfkelerle, düşmanlık ve nefret duygularıyla geçenler de kuşkusuz vardır. Toplumları bir arada tutan asıl duyguların bunlar olduğunu düşünenlerle tersini düşünenler arasındaki mücadele bitmemiştir.
Yakın zamanda da bitmeyecektir.
Geride kalan, kimileri için umuttur. Başkaları içinse savaştır.
Savaşın, diğer insanların kötülüğü üzerine yaşamanın, diğer insanların haklarını gaspederek yaşamanın kimseye faydası olmadığını insanlık tarihi göstermiştir.
Hâlâ görmememekte ısrar edenlerin de gözüne sokmaya devam etmektedir.
Türk toplumu büyük çatışmaların, düşmanlıkların içinden sıyrılarak bugüne gelmeyi başarmış bir toplumdur. Sağduyusuyla, kaybolmak bilmeyen umuduyla, şaşırtan dinamizmiyle iyinin ve doğrunun yolunu bulmasını bilmiştir.
Cumhuriyet...
Laik Cumhuriyet... Demokrasi...
Giden yılda çeşitli aymazların saçmalıklarına rağmen bunların daha güçlendiğine güvenebiliriz.
Kendi toplumuna güvenmeyenlerin en başta feda ettikleri bu kavramlardır.
İlk üç sırada yer alması gereken bu kavramlardan feragat etmenin maliyetini defalarca yaşadık.
Bu kavramlara sarıldıkça güçlenmenin örneklerini de defalarca yaşadık.
2006'nın, Türkiye Cumhuriyeti'nin... Laik Türkiye Cumhuriyeti'nin... Türk demokrasisinin daha da güçlendiği bir yıl olması dileğiyle...

