Haberin Devamı
İlk kez yirmi dokuz yıl önce Taksim Meydanı’ndaki otelin bodrumunda yapıldı. Kitabın hor görüldüğü, tehlikeli görüldüğü, okuyanın zaten hiç sevilmediği bir ortamda “kitap fuarı” açmak gerçekten büyük cesaret işiydi.
12 Eylül askeri yönetimi devam ederken, faaliyetteki yayınevleri bugünkü ölçülere göre inanılmaz küçük olan bir salona sığmıştı.
İlk yıl sonrasında, bu fuarın devam etmesinin mümkün olmadığını söyleyenlerin sesi daha yüksek çıkıyordu.
Ama ikincisi de geldi ve TÜYAP bu yıl 29’uncu kitap fuarına ulaştı...
O sırada Cumhuriyet Gazetesi‘nde ilk kez bir günlük gazetenin kitap eki vermesi söz konusu olduğunda burun kıvıranların görüntüsü hâlâ gözümün önünde geliyor.
Bugün üç gazete haftalık kitap eki veriyor, yedi gazete de aylık kitap ekleri veriyor. Toplam tirajları, ulaştıkları okur sayısı yirmi dokuz yıl önce değil düşünülsün, hayal bile edilemezdi...
TÜYAP, İstanbul dışında dört büyük şehirde daha her yıl kitap fuarları düzenliyor. TÜYAP’ın yanı sıra çeşitli kültür kurumları da fuarlar açıyor. Sahaflar da eski kitaplarıyla toplu olarak okur karşısına çıkıyor.
Burada “okumak” kelimesi çevresindeki istatistikleri tekrar etmeyeceğim. Çünkü her şeye rağmen; ülkemizde fikir ve sanat üretimi neredeyse katlanarak büyümesine rağmen gelişmiş ülkelerle aramızdaki “okuma farkı” kapanmıyor.
Ülkemizde kitap artık büyük ölçüde bir suç unsuru olmaktan çıkmıştır, kitap okuyan siyasilerin sayısı artmıştır, yani önemli gelişmeler olmuştur ama bizdeki gelişme ne olursa olsun, gelişmiş dediğimiz ülkelerde de kitaba, fikre ve sanata yatırım artarak sürüyor.
Her kitap fuarı öncesinde yayınlanan kitap eklerini görünce, ister istemez kitapları sakladığımız bazen içimiz kan ağlayarak “yok ettiğimiz”, kimseye göstermediğimiz günleri anıyoruz.
Ama Türkiye’nin gerçek zenginliğini görmek isteyen herkes dün 29’uncusu başlayan İstanbul Kitap Fuarı’na mutlaka gitsin, gerçek zenginliğin bu kitaplarda olduğunu, çok farklı görüşleri savunan, dünyaya tümüyle ters açılardan bakan kitapların yan yana, dimdik durabildiğini gözüyle görsün. Görülmesini sağlayan TÜYAP’a da hiç olmazsa küçük bir teşekkür etsin.

