Haberin Devamı
İstanbul’un trafiği, Başbakan sayesinde ülkenin en önemli meselesi oldu. Erdoğan konuyu, kıraathanede gazeteleri kıraat ettikten sonra fikir ve çözüm üreten “akil”lerin edasıyla yaptı.
Getirdiği önerileri enini boyunu düşenmeden söylediği için, konuyla ilgili hiç kimse bunları ciddiye almış değil. Bir ülkenin başbakanının sorunun temel nedenlerini bilmesi gibi bir durumdan uzun süredir uzak olduğumuz için kimileri ciddiye alıyormış gibi yaptı.
Sorular ve cevaplar aslında basittir.
Soru: İstanbul’da araç sayısı neden çoğalıyor?
Cevap: Çünkü İstanbul’un nüfusu her gün biraz daha artıyor, toplu taşıma imkânları zayıf olduğu için de herkes kendi çözümünü üretmek istiyor, borç harçla araç ediniyor.
Soru: İstanbul’un nüfusu neden her gün artıyor?
Cevap: Türk halkının en büyük sorunu olan işsizlik, insanları büyük şehirde ekmek aramaya zorluyor.
Soru: İşsizlik sorunu böylece çözülüyor mu?
Cevap: Hayır, işsizlik büyük şehirlerde aynı şekilde devam ediyor.
Şimdi asıl soruyu soralım:
Dünyanın gelişmiş ülkelerindeki büyük şehirlerinde bu sorun neden bu kadar ciddi ve giderek artan boyutta değil?
Cevap: Çünkü İstanbul gibi bütün büyük şehirler için çok ciddi ve uygulanan şehir planları yapılmıştır, çok ciddi yapılaşma kısıtlamaları vardır, kimse istediği yere istediği bina inşa edemez, şehrin ana planının dışında bir uygulamaya girişemez.
İstanbul uzunca sürede bir büyük köye dönüştürüldü ve her gün bu yolda biraz daha ilerliyor. Çeşitli nedenlerle İstanbul’a gelenler kolaylıkla başını sokacakları bir ev buluyor. Başbakan’ın oturduğu kaçak bina da bu sürecin ürünü, İstanbul’un yarısı da...
İstanbul’un sorunlarını en azından şu aşamada dondurmak ve halihazırdaki kaçak yapılaşmayı düzene sokmak başta olmak kaydıyla diğer tedbirlere yönelmek üzere zaman kazanmak için alınacak bir tek karar vardır: İstanbul ve ilçelerinde yapılaşmanın durdurulması. Bütün şehir planları tam olarak yapıldıktan sonra plana uygun olarak izinlerin açılması.
Bunun anlamı devasa bir rantın ortadan kaybolmasıdır. İstanbul’un her köşesi rant kaynağı. Bir siyasi iktidar yeni rant yaratılmasını geçici olsa bile durduramaz.
Durduramadığı sürece de İstanbul’un nüfusu artmaya devam edecektir, İstanbul’daki araç sayısı artmaya devam edecektir, hiçbir altyapı yatırımı da bir rahatlama getiremeyecektir.
Metroda bu kadar gecikmiş olmak da aynı sorunun bir parçasıdır. O yüzden, milyonlarca kişinin İstanbul’a gelmesi için kapıları ardına kadar açanların metroyu düşünmemesinin şaşılacak hiçbir yanı yoktur. “Allah rızkını verir” diyerek çok çocuk yapılmasını teşvik etmek de, “Allah yardım eder” diyerek uzun vadeli plan yapmaktan uzak durmak aynı zihniyetin doğal sonuçlarındandır.
Bu hükümet ya da bir başkası, ufak tefek tedbirlerle, üçüncü dördüncü köprülerle İstanbul’un “kurtulmayacağını” görüp gerçek bir “master plan” yapılana kadar bütün yapılaşmayı durdurmazsa İstanbul asla kurtulmaz, sadece “üçüncü dünyanın en kalabalık, en büyük köyü” olarak kalır.

