Avrupa Birleşmiş Devletleri, 1960'lı yıllarda bir tür hayaldi. Ama bu kavramı ortaya atan "akıllı" insanlar o günlerde Amerikan imparatorluğunun büyüyen ve büyüyecek gücüyle Sovyet imparatorluğunun kırılgan yanlarına dikkat çekiyordu.
Bu hayalin gerçeğe dönüşebilme yollarını açan ilk adımı 40 yıl önce Charles de Gaulle'le Konrad Adenauer attı. Elysee Anlaşması olarak anılan bu adım Fransa ile Almanya arasında "tarihi düşmanlığa" son veriyor ve yeni bir Avrupa, savaşsız ve işbirliğine dayanan bir Avrupa'nın temelini atıyordu.
Tam birliğe ilk adım
Kırk yıl sonra Almanya ile Fransa
dünkü kutlamalarla birlikte yeni bir dönemin, farklı ulusların aynı çatı altında kaynaşacağı Avrupa'nın temelini atacak kararlar açıkladılar.
İki ülkenin siyasi alanda, ekonomik alanlarda işbirliği yapmaları, yasalarda tam uyumunun sağlanması çalışmalarının başlaması; gerçek birliğin, tek Avrupa'nın hukuki ve siyasal açılardan tam bir birliğe gitmesinin başlangıcıdır.
Ama ortada bu ülkelerin insanları açısından çok önemli bir karar vardır. Bu, iki ülke vatandaşlarına istedikleri anda diğer ülkenin de vatandaşı olma imkânının getirilmesidir.
Bir Fransa vatandaşının aynı zamanda Almanya vatandaşı olmasının siyasi anlamı, her iki ülkede seçme ve seçilme hakkına da sahip olmasıdır.
Büyük olasılıkla önce radikal siyasi partilerin mensupları birbirlerini destekleyebilmek, iki tarafta oy kullanabilmek için çifte vatandaşlık alacaklar, onları diğer partiler izleyecektir.
Bu durumda da doğal olarak Almanya seçimlerine katılan partiler kendilerine oy verecek Fransızların ilgisini çekecek adaylara da listelerinde yer verecek, aynı şey Fransa'da da yaşanacaktır.
İki ülkede sandıklar aynı anda kurulacak, bütün Fransızlar ve Almanlar iki taraf için de oy kullanacak ve vatandaş temelinde siyasi birlik sağlanacaktır.
Tek dış politika
İki ülkenin bu girişiminin başarılı olmasının bir sonucu da başka ülkelerin bu "özel birliğe" katılması olacaktır. İki ülkenin parlamentoları da böylece uyumlu bir tür federal parlamentolar olacak, hükümetler aynı uyumu sağlamak zorunda kalacaktır.
İki ülke, Birleşmiş Milletler dahil bütün uluslararası kuruluşlar ve platformlarda ortak hareket etme kararı da almışlardır.
Bu kararın ilk sonucu da Amerika'nın Irak savaşına karşı olmaktır. İki ülke bu savaşın önlenmesi için birlikte davranacaklardır.
Vatandaşlar açısından anlamlı bir karar da, okullarda iki ülkenin dillerinin ve tarihlerinin öncelikli olarak öğretilmesidir. Küçük Fransızlar ve küçük Almanlar 18, 19 ve 20'nci yüzyıllarda atalarının birbirleriyle kıyasıya savaştığını "tarafsız" bakış açılarından öğrenecekler ve kuşkusuz bugünkü barışın anlamını çok daha iyi kavrayacaklardır.
Biz neredeyiz peki?
Fransa ile Almanya'nın attıkları adımın ardından "Avrupa Anayasası" ve "Avrupa Hükümeti", "Avrupa Başkanları" gelecektir. Bunlara ilişkin tartışmalar halen devam etmektedir, ama Fransa ile Almanya'nın son kararları bütün bu süreçleri biraz daha kısaltacaktır.
Türkiye'den baktığımızda, kaybettiğimiz zamanın değerini, Avrupa bir yüzyılın hesabını yapar ve sıkı sıkı hazırlanırken bizim yaptığımız anlamsız ve tıkız tartışmaları, sonuçsuz çatışmaların yıpratıcılığını daha da iyi görebiliriz.
Gerçek birliğe doğru
Avrupa Birleşmiş Devletleri, 1960'lı yıllarda bir tür hayaldi. Ama bu kavramı ortaya atan "akıllı" insanlar o günlerde Amerikan imparatorluğunun büyüyen ve büyüyecek gücüyle Sovyet imparatorluğunun kırılgan yanlarına dikkat çekiyordu...
Haberin Devamı

