Son dönemde yaşadıklarımız, yaptığımız yoğun tartışmaların hayırlı sonuçlarından biri, milli bayramlarımızın sıradanlıktan kurtulması oldu.
Yıllar yılı, ne kadar çok Atatürk derlerse o kadar önemli olacaklarını zanneden Atatürk bezirgânları yüzünden milli bayramlar içeriğinden boşaltılmış, yavan ve insanların zoraki katıldığı toplantılara dönüşmüştü.
Aynı hamasi ve yavan konuşmalar bu Atatürk bezirgânları yüzünden binlerce kez tekrarlanır olmuştu.
Ve öyle bir ortam yaratmışlardı ki, bazı Atatürk heykellerinin çirkin olduğunu söylemek bile mümkün değildi.
Mustafa Kemal’in Meclis iradesine verdiği önem, en güçlü olduğu dönemde bile Meclis önünde hesap vermeye özen göstermesi, ülkenin yeni doğuş koşullarında dahi çok partili düzene geçme girişimleri hep geri planda bırakıldı.
Kurtuluş Savaşı’nın gerçek koşulları anlatılmadı, aynı yavan hamasetle genç kuşaklara bilgi değil bıkkınlık aktarıldı.
Atatürk bezirgânlarının yarattığı bilgisizlik ortamında, çağ dışı örümcek kafalılara da meydan açılmış oldu, Mustafa Kemal’i küçümsemeyi bir entelektüel oyuna çevirenler de kendilerine dinleyici buldular.
30 Ağustos, bu topraklarda yaşayanların kendilerine ait bir vatanları olması umudunun gerçeğe dönüştüğü gündür. O günden beri de vatanını sevenler, vatanlarının ve o vatan içinde yaşayan herkesin daha iyi, daha mutlu olması için düşünüyor, konuşuyor.
30 Ağustos sayesinde bugün, bu toprak üzerinde yaşayan, geleceğini bu toprakta gören herkes kendi görüşünü söyleme hakkını elde etmiştir.
30 Ağustos sayesinde bir vatanımız var ki, bu vatanın geleceği ve iyiliği üzerine konuşuyoruz, uğraşıyoruz, bazen de birbirimizi kırıyoruz.
Ya 30 Ağustos olmasaydı, bugünkü gibi bir vatanımız olmasaydı, tartışacak bir geleceğimiz olmasaydı...
Neyse ki 30 Ağustos gerçektir, neyse ki geleceğimizi düşünür tartışırken, Atatürk bezirgânlarının ettiği kötülüklerden de sıyrılıyoruz, 30 Ağustos’u gerçek içeriğiyle anıyoruz.
Herkesin; bu ülkede yaşayan, ekmek yiyen, geleceğini bu topraklarda gören herkesin 30 Ağustos Zafer Bayramı kutlu olsun.

