Kıyım iki aşamada gerçekleşiyor. Gençler önce eğitimsiz, donatımsız, hayata karşı güçsüz bırakılıyor. Aralarından kendisini kurtarabilenler de işsiz bırakılıyor; böylece onlarla birlikte toplumun geleceği de söndürülüyor.
“Bırakılıyor” dedik, “kalıyor” değil.
Eğitim düzeyinin sürekli olarak düşmesi, gençlerin her alanda gerilemesi bugünün meselesi değil. On yıllardır biliniyor, konuşuluyor. Bu on yıllar içinde Ankara’nın köşelerini tutmuş her türden şahıs için gençlerin yarınını hazırlamak “önemsiz” meselelerden biri oldu. Sadece son otuz yıla baktığımızda her eğitim düzeyinde sürekli sistem değişikliğine gidildiğini, Ankara’nın önemli şahıslarının Türk toplumunun geleceğini düşünerek gerçekçi bir eğitim sistemi arayışına girmeyi tercih etmediklerini görüyoruz.
Buna karşılık yine ortaya getirilen mesele, meslek liselilerin ya da özel olarak imam hatiplilerin üniversiteye girişte uğradıkları düşünülen haksızlığın giderilmesi! Bu, herhalde şu anda varolan ve katlanarak yarına taşınan eğitim sorunlarının en alt sırasında kalması gereken bir konudur.
Bu tür meseleler etrafında kısır tartışma ve savaşlar çıkaranlar aslında gerçek durumu gizlemiş oluyor. Belki hepsi bilinçli yapmıyor ama bu, Ankara’nın neredeyse bütün önemli köşelerinin temel reflekslerinden biri oldu.
18 yaşına geldiğinde kıyımın içinden başını çıkarabilmiş gençlerin önündeki diğer sırat köprüsü ise “iş” bulma sorunu. Ve uzun süredir de bu böyle.
İşsizlik, bugünden yarına, hele bugünkü gel-git akıllar ve tutarsız politikalarla giderilebilecek bir sorun asla değildir. Her dört gençten biri işsiz, diğer üçü de işini kaybetme korkusu içindeyken toplumun geleceğiyle ilgili herhangi bir umutlu beklenti sağlamak mümkün olamaz.
Şu anda, atılan bütün o hamasi nutuklara rağmen gençlerin erkek kısmının “askerlik” diye bir sorunu var. Kimse kendisini kandırmasın, yüksek öğretim görmek isteyen gençlerin önemli bir bölümünün birinci gerekçesi askerlik görevidir. Ankara’nın önemli köşelerinde oturanlar terör meselesini çözmemekte direndikleri sürece bu kesimin tümü için askerlik görevi bir “mecburiyet” olarak kalacaktır.
Yüksek öğrenimini tamamlamış, yaşı 22’yi aşmış bir genç insan için bir buçuk yıl askerlik mecburiyetinin yarattığı sonuçlar da hâlâ ısrarla konuşulmuyor.
Gençler göz göre göre kıyılmaya devam ediyor.
Kıyım ara sıra istatistiklerle önümüze geliyor, sonra toplum olarak, Ankara’nın önemli köşelerinde oturanların istediği doğrultuda, bir sonraki istatistiğe kadar aklımızdan çıkıyor.

